Süleyman Kavas
Süleyman Kavas
suleymankavas@untes.com.tr
TARİHTE HVAC – KÜRESEL ISINMA Ve İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ II
  • 0
  • 13 Eylül 2021 Pazartesi
  • +
  • -

tarafından anlaşılmasını incelemiş ve 70’li yıllara kadarki süreci irdelemiştik. Bu sayımızda ise 70’li yıllardan günümüze denk olan gelişmeleri ortaya koyacağız.

1960 yılında Dünya nüfusu 3 milyarken 1975 yılına gelindiğinde, 15 yılda 1 milyar daha artarak 4 milyarı buldu. Bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi 60’lı yıllar boyunca fosil yakıt tüketimi ve CO2 salınımı da büyük miktarda artmıştı. Gündemde yer etmeye başlayan bu gelişmelerin ardından ilk kez 1970 yılında Birleşmiş Milletler Stockholm’de bir çevre konferansı düzenledi. Ancak etkinlikte iklim değişikliği konusunda neredeyse hiç görüşme yapılmadı. Konferansta istenen sonuç alınamadığı için BM Çevre Programı (UNEP) kurulmasına karar verildi. 70’li yıllar bilim insanlarının Dünya’nın soğuyup yeni bir buzul çağına mı gireceği yoksa ısınmaya devam mı edeceği araştırmaları ile geçti. Bu yıllarda ayrıca CFC ve HCFC tipi soğutucu akışkanların ozon tabakasına zarar verdikleri ve sera etkisine neden oldukları da anlaşıldı. 1985 yılında dek yapılan çalışmalar sonucunda ozon tabakasının Antarktika üzerinde tahribata uğradığı ispatlanarak konu Dünya gündemine bir daha çıkmamacasına girdi.

1981 yılı o güne kadarki en sıcak yıl olarak kayıtlara geçerken bilimsel raporlar 1970’li yılların ortalarından bu yana küresel ısınmanın duraksamadan devam ettiğini gösteriyordu. 1987 yılına gelindiğinde nüfus, hız kesmeden 10 yılda 1 milyar daha arttı ve 5 milyara ulaştı. 1988 yılı ise birçok bilim çevreleri tarafından dönüm noktası olarak görülüyordu. Bu yıl sıcaklık rekorları kırıldı ve 2021 yılına benzer şekilde Dünya çapında sayısız orman yangını ve kuraklık yaşandı. Aynı yıl bu gelişmelerle birlikte Birleşmiş Milletler’e bağlı iki örgüt: Dünya Meteoroloji Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı Hükümetlerarası İklim Değişikliği Panelini (IPCC) kurdular. Bu yeni kuruluşun amacı insan faaliyetlerinin neden olduğu iklim değişikliğini takip etmek ve riskleri değerlendirmek olarak açıklandı. 80’lerin sonuna geldiğimizde fosil yakıt ve sanayi kaynaklı karbon salınımı yıllık 6 milyar tonu bularak diğer bir rekor kırıldı.

90’lı yılların başında Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli ilk raporunu yayımladı ve rapor Dünya sıcaklığının her 10 yılda bir 0,3 C artacağını ve bu artışın buzulların erimesine sebep olarak deniz seviyesinin 100 yıl içinde 50 cm’den fazla yükseleceğini söylüyordu. IPCC’nin 1995 yılında yayımladığı ikinci raporunda küresel ısınmaya insanlığın büyük bir katkısı olduğunu belirtiyordu. Bu rapor insanların iklim değişikliğinden sorumlu olduğunu gösteren ilk belge olarak tarihe geçti. Bu raporun ardından, 1997 yılı Aralık ayında gelişmiş ülkelerin saldığı sera gazlarının kısıtlanması amacıyla Japonya’nın Kyoto şehrinde bir konferans düzenlendi. Kyoto protokolü olarak tarihe geçen sözleşme gereği sanayileşmiş ülkelerin 2008-2012 döneminde toplam karbondioksit ve diğer sera gazı salınımlarını 1990 yılı seviyelerinin en az yüzde 5 altına düşürmesi hedefleniyordu. A.B.D. en başta imzalamayacağını belirtse de protokol o güne kadarki en etkili iklim değişikliği eylemi olarak tarihe geçti. Mart 1998’de imzaya açılan Kyoto Protokolü, 160’tan fazla ülke tarafından müzakere edildikten yedi yıl sonra, 16 Şubat 2005’te yürürlüğe girdi ve şu ana kadar 191 ülke ve AB tarafından imzalandı. Türkiye ise Protokol’e 2009 yılında taraf oldu. 90’lı yıllar bir yandan küresel ısınmaya karşı önlemlerin alındığı, bir yandan da kasırga isimlerinin herkes tarafından öğrenildiği ve Dünya gündemine oturduğu yılların başlangıcıydı. 1998 yılında Mitch ve El Nino ile başlayan bu felaketler, 2004 Jeanne, 2005 Katrina ve 2007 yılında Sidr kasırgalarıyla devam etti.

2011 yılında Dünya nüfusu 7 milyarı aştı, 2013 yılında ise geçen sayımızda bahsettiğimiz Hawaii’deki Mauna Loa Gözlemevi, atmosferdeki CO2 derişiminin 1958 yılında ilk kayıt tutulmasından buyana ilk kez 400 ppm seviyesinin üstüne çıktığını duyurdu. Aynı yıl IPCC’nin raporunda bilim insanlarının 1950’lerden bu yana küresel ısınmanın baskın nedeninin insanlar olduğundan %95 emin olduklarını belirtiyordu. Böylelikle küresel ısınma ve iklim değişikliğine insanların neden olduğundan tamamen emin olundu!

2020 yılına geldiğimizde A.B.D.’nin Denver şehrinde çok ilginç bir hava olayı yaşandı. Eylül ayı içinde hava sıcaklığı 38C civarındayken ve bazı bölgelerde orman yangınları gözlemlenirken 48 saat gibi kısa bir sürede hava sıcaklığı 38C’den 2C’e düştü ve Denver şehrine kar yağmaya başladı. Hava anomalileri 2021’de de devam etti. 2021 yılı Temmuz ayında son 142 yılın sıcaklık rekoru kırıldı. A.B.D.’de bulunan Furnace Creek Çölü’nde 9 Temmuz 2021’de sıcaklık 54 dereceyi buldu. Dünya genelinde birçok orman yangını, sel, ani hava değişimlerinin görüldü. Ülkemizde de bugüne kadar olmayan çapta büyük orman yangınları ile karşı karşıya kaldık. En son Karadeniz bölgesinde yaşadığımız sel felaketi ile 2021 yılına devam ediyoruz.

Karbon ayak izi

Şu gün itibariyle yukarıda bahsettiğimiz adımlarla birlikte hemen hemen tüm ülkeler fosil yakıt kullanımını azaltmaya ve CO2 salınımını düşürmeye çalışıyor. Bunun için birçok önlemler alınıp insanların daha az sera gazı salınımına sebep olacak uygulamaları/tercihleri seçmeleri özendiriliyor veya dikte ediliyor. Yine insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçülmesi için geliştirilen karbon ayak izi ve karbon salınımını kontrol altına almak için çıkarılan karbon vergisi gibi uygulamalar yakın zamanda ülkemizde de yerleşmeye ve uygulanmaya başlanacak.

Yıl Yaklaşık Dünya Nüfusu Atmosferdeki Ortalama Yıllık CO2 Derişimi İnsan Kaynaklı Yıllık CO2 Salınımı
1900 1 milyar Veri Yok 1,95 milyar ton
1930 2 milyar Veri Yok 3,92 milyar ton
1960 3 milyar 315ppm 9,32 milyar ton
1975 4 milyar 330ppm 16,9 milyar ton
1987 5 milyar 350ppm 21,07 milyar ton
1999 6 milyar 368ppm 24,42 milyar ton
2011 7 milyar 392ppm 34,20 milyar ton
2019 7,8 milyar 410ppm 36,44 milyar ton

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
%d blogcu bunu beğendi: