Süleyman Kavas
Süleyman Kavas
suleymankavas@untes.com.tr
TARİHTE HVAC – HİPOKAUST
  • 0
  • 02 Nisan 2021 Cuma
  • +
  • -

Geçen ay değindiğimiz havalandırma konusu ile ilgili araştırma yaparken Romalıların geliştirdikleri ve en eski ısıtma sistemlerinden biri olan hipokaustları Mart ayında ayrıntılı incelemenin faydalı olabileceğini düşündüm. Anadolu’da da örnekleri bulunan bu ısıtma sisteminin ayrıntılarını gördükçe 2000 yıl önceki mühendisliğe hayran olmamak mümkün değil!

Özellikle Roma dönemi hamamlarında kullanılan hipokaustlar, temel olarak yapının zemini altında yer alan ve içinde sıcak havanın dolaştığı bir kanal tesisatını ve ısıtma sistemini ifade etmektedir. Bir nevi günümüz yerden ısıtma sisteminin atası sayılabilecek bu uygulama ile hamamların ve büyük yapıların ısıtılması uzun yıllar sağlanmıştır. Belirtmekte fayda var bu şekilde ısıtma yapan sadece Romalılar ve geliştirdikleri hipokaust sistemi değildir. Romalılardan önce Çinlilerin kang (ısıtmalı yatak) ve dikang (ısıtmalı zemin) olarak ifade ettikleri sistemleri ile Korelilerin ondol (ısıtılmış taş) ve Afganların tawakhaneh (sıcak oda) dedikleri ısıtma sistemleri bulunmaktadır ve hepsi benzer mantıkla çalışmaktadır. Bunların içindeki en eski olanı tawakhaneh olup geçmişi yaklaşık M.Ö. 2000’li yıllara kadar uzanmaktadır.  Ancak Romalıların geliştirdikleri hipokaustlar yukarıdaki örneklerden çok daha gelişmiş bir sistem olarak karışımıza çıkmakta ve tüm Avrupa ile Akdeniz havzasında kullanıldığı bilinmektedir.

hvac

Tipik bir hipokaust çizimi

Hipokaustlara baktığımızda ilk örneklerine Roma İmparatorluğu sınırları içinde M.Ö. 1. yy’da rastlandığını görebiliriz. Daha sonraki dönemde Bizans hamamlarında ve manastırlarında da görülmektedir. Yaklaşık 1000 yıl boyunca kullanılan bu ısıtma tekniği Endülüs bölgesindeki hamamların ısıtılması için de esin kaynağı olmuştur. Günümüzde Anadolu ve Akdeniz havzasındaki birçok antik şehirde kalıntılarına rastlanılan bu yapılar çok uzun süreler insanlığa hizmet etmiştir.

Kısa tarihinden sonra hipokaustların yapısına baktığımızda binanın zemini altında oluşturulan boşluk, zemini taşıyan ayaklar,  yanma odası ve bazı çeşitlerinde duvarda ve çatıda sıcak havanın akması için oluşturulan kanallardan meydana geldiğini söyleyebiliriz. Yanma odası veya fırın praefurnium olarak adlandırılmakta ve bina içinde yer kaplamaması için genelde ayrı bir odacık olarak tasarlanmaktaydı. Praefurniumların zemini eğimli olacak şekilde taştan yapılmış, çevresi ise ateş tuğlası ile örülmüştür. Eğimli yüzey sayesinde yanma sonucu biriken küllerin toplanması daha rahat olabilmektedir. Praefurniumdan çıkan sıcak yanma gazları zemin altında bulunan pilaeler(zemini taşıyan ayaklar) arasındaki boşluklardan akarak yapının zeminini ısıtmaktadır. Pilaelerin yapımında kare, yuvarlak veya dörtgen kesitli tuğlalar kullanılmış ve tuğlalar birbirine harç ile tutturulmuştur. Pilaelerin boyları zaman içinde değişmekle birlikte genelde 80-90 cm arasında yapılmıştır. Dolayısıyla bu yükseklik temizlik amacıyla bir insanın içine girilebilmesine olanak tanımaktadır. Son olarak yanma gazlarının tahliyesi için odanın köşelerine bacalar yapılmış ve bu sayede tüm zemin altındaki boşluğu dolaşan sıcak gaz bu bacalardan yapıyı terk etmektedir.

Bazı hipokaustlarda yanma gazlarından daha fazla yararlanabilmek için yapının duvarları içine tubuli denen kanallar oluşturulmuştur. Tubuliler çoğunlukla tuğla veya seramikten yapılmakta ve çatıya kadar uzanmaktaydı. Bu sayede sıcak yanma gazları daha uzun süre yapı içinde kalmış ve yapıların daha iyi ısıtılması sağlanmıştır.

Roma hamamlarında hipokaustlar sadece zemini ısıtmak için değil aynı zamanda hamam içinde yer alan havuz suyunun ve musluklardan akan suyun ısıtılmasında da kullanılmıştır. Su ısıtmak için ocak üzerinde bakır veya bronzdan yapılmış kazanlar kullanılmış ve ısıtılan su, borular aracılığıyla hamama taşınmıştır.

Zamanın çok gelişmiş ısıtma sistemi olan hipokaustlar tahmin edebileceğiniz gibi birçok tehlikeyi de içermektedir. Bunlardan ilki yanma sonucu ortaya çıkan karbon monoksit gazı zehirlenmesidir. Hipokaust sisteminin kullanıldığı yapılarda, kanallardan gerçekleşen kaçak sonucu insanların zehirlenerek öldüğü bilinmektedir. Ayrıca ateşin kontrolden çıkarak yangına sebep olması hipokaustlarda sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bir diğer problem ise mahal içi sıcaklığın tam anlamıyla ayarlanamamasıdır. Sıcaklığın bir anda artması içerideki insanların dayanamayacağı bir düzeye gelmesi çok karşılaşılan bir olaydır.

Hipokaustlar yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden dolayı artık kullanılmıyor ve tarihteki yerini almış durumdalar. Ancak yerine muadili sayılabilecek ve tabi ki karbon monoksit zehirlenmesi ve yangın riski taşımadıkları için güvenle kullandığımız döşemeden ısıtma sistemlerini görüyoruz.

Süleyman Kavas
ÜNTES Pazarlama ve İş Geliştirme Müdürü

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
%d blogcu bunu beğendi: