Pandemide Mühendis Kadın Olmak ve Sürdürülebilirlik

Pandemide Mühendis Kadın Olmak ve Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilirlik kavramının çok boyutlu yapısı nedeniyle bu konu üzerinde çalışma yapan farklı bilim dalları farklı yaklaşımlar ve farklı tanımlar geliştirilmiştir.

Çeşitli hedefler ortaya konulmuş ve bu hedeflere ulaşılmasında izlenecek

politikalar önerilmiştir.

Sürdürülebilir gelişme teknik odaklı değil süreç odaklıdır.

Sürdürülebilir bir yaşam için çalışan kadının  etkisi çok büyüktür.

Özellikle de Kadın Mühendislerin. Geleceğin kadın çalışanlarının ve kadın

Mühendislerinin topluma daha iyi katkıda bulunmasını sağlamak sürdürülebilir

gelişme yaklaşımı, sistem temelli bilgi ve becerilerin artırılması; problemleri çözme

yeteneğine sahip geniş ölçekli bir sistem yaklaşımının mühendislik

uygulamalarında benimsenmesi ilkesiyle uyumludur. Benim için  Kadın çalışan ve

sürdürülebilirlik kavramı birbirine paralel yön gösteren iki eğridir.

Kadın çalışan olmak ve de özellikle mühendis olmak  toplumumuzda olduğu kadar dünya çapında da problemli bir durumdur. Henüz üniversite yıllarında erkek egemen bir ortamda bulunankadın, karakteri ve sergilediği duruş ile kadın çalışan kimliğini inşa ederken zorluklarla karşılaşmaktadır.

Bir sosyolog olan Peter J. Burke’ün teorisine göre (1991) kimlik, bireyler ve toplum arasındaki etkileşimin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu süreçte, kişi kimlik standartlarına, yaygın olarak paylaşılan sosyal bilgilere veya aldığı değerlendirmelere göre kimliğini oluşturmaya çabalamaktadır. Ne yazık ki, kimlik oluşturma süreci bireyler için her zaman mutlu bir deneyim değildir. Kendisinden baskın eril fikirleri benimsemesi beklenen kadın çalışanlar kimlik oluşturma sürecinde ya pes etmektedir ya da kendini motive ederek direnmektedir.

Profesyonel bir mühendis, doktor, mimar, iş kadını veya avukat olmak da eril

çalışma kültürü ile yüzleşmeyi beraberinde getirmektedir. Bu durumun ortadan

kalkmasının yolu ise doğduğumuz andan itibaren dayatılmaya çalışılan ataerkil

toplum düzeninin ortadan kaldırılmasından geçmektedir. Daha bilinçli ve cinsiyet

eşitsizliğinden uzak bir toplum gelişmeye, üretmeye ve sürdürülebilirliğe  açık

bir toplum olarak dünyada yerini alacaktır.

Eda Gürses

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

91. Sayımız Yayında
%d blogcu bunu beğendi: