Doğanın bizlere çok şey öğrettiği bir dönemden geçiyoruz

Doğanın bizlere çok şey öğrettiği bir dönemden geçiyoruz

Burada açıkçası kadın veya erkek olmak değil artık insan olmanın bütününe bakmamız gereken bu dönem, yaşamlarımızın kalitesi, kazançlarımızın ne kadar efektif kullanıldığı, zamanı nasıl değerlendirebildiğimiz gibi kavramları da beraberinde getirdi.

Dünyada birçok insan bu süreçte ailelerini, eşlerini, işlerini kaybettiler, değer verdikleri ailelerini, dostlarını göremediler.

Açıkçası bazen öğrenmenin, düşünmenin ve gelişmenin sağlanabilmesi için rahatsızlık veya acının gerekli olduğunu düşünenlerdenim. Bir sorun ve problem oluşmadan yaşamlarımız hakkında genelde düşünmüyoruz. Keşke sorgulama farkındalığımız tüm bu acılara gerek duymaksızın gelişebilseydi.

Aslında Mühendislik eğitimi gibi eğitimlerin de dahil olduğu bilimsel eğitim ve öğretim sistemleri  analitik düşünce yani problemlerin çözümünde sistematik düşünce yapısını geliştirmeye yönelik bir eğitim imkanı sunuyor. Analitik düşünce sistemi için; Bir problemi ortadan kaldırmak için probleme neden olan öğeleri değerlendirip, elde edilen bilgilerle çözüme ulaşma becerisi diyebiliriz.

Pandemi bizim direk olarak müdahale edemeyeceğimiz bir şekilde hayatlarımıza girdi. Aslında bir çoğumuza müdahale edemeyeceğimiz şeylerin hayatımızı ne kadar da derinden etkileyebileceğini öğretmeye devam ediyor. Bu durumda, kendimizden başlayarak yapabileceğimiz olumlu değişimlerin, Evrene ve Doğaya katkıları üzerinde düşünmek ve bunları uygulamak için bizlere fırsatlar sağladı.

Burada Sürdürülebilirlik kavramı büyük önem taşıyor. Sürdürülebilirlik kelimesinden devamlılık ve bu devamlılığın sürekliliğinin sağlanması olarak söz edebiliriz.

Sürdürülebilirlik kavramından; Kaynakların doğru kullanıldığı, yatırımların bilinçli bir şekilde yönlendirildiği, kurumsal değişim ve bilimsel gelişimin uyum içerisinde olduğu, insanın ihtiyaç ve isteklerini karşılayabilme potansiyelinin hem bugün hem de gelecek için korunabildiği dengeli bir ortamda değişimin devamlılığı olarak söz etmekte mümkün.

Bu durumda insanlığa düşen önemli bir görev olduğunu düşünüyorum. Farkındalık bilincini yükselterek, gelecek neslin ihtiyaçlarını karşılama yetisine zarar vermeden, günümüz ihtiyaçlarını karşılayabilir miyiz?

Bu durumda ortak bir ideal için çaba sarf etmeliyiz. Evlerimizden başlayarak, işyerlerimize kullandığımız ürünlere, tükettiğimiz gıdalara kadar ısrarlı ve dinamik bir şekilde yaklaşarak sürdürülebilir bir sistem oluşturmak.

Bu ancak doğal ve yenilenebilir kaynaklardan daha fazla yararlanmaya başlamak ve buna teşvik edecek her türlü sağlıklı ekosistemleri ve doğal çevreyi korumaya yönelik çalışmayı desteklemek ile mümkün olacak.

Sektörümüzde yer alan STK ve Yatırımcılara bu konuda önemli bir görev düşüyor. İnsan ve ekosistem dengesinin sağlandığı, bütünsel yaklaşım ve zamansal süreçlerin doğru yönetildiği ‘’sürdürülebilir kalkınma ‘’hedefine doğru bilinçlendirme ve çalışma faaliyetlerine çokça yer vermeli ve desteklemeliyiz.

Her birimiz çalıştığımız kurumlarda, evlerimizde bu bilinç ile farkındalığımızı insanlığın devamı için geliştirme sorumluluğunu almalıyız. Derginize de bu konuya değer vererek bizlere bu fırsatı verdiği için teşekkür ederim.

Özlem Yasmut / Pozitif İklimlendirme Teknolojileri Ltd.Şti.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

89.Sayımız Yayında
%d blogcu bunu beğendi: