Dekogroup Yönetim Kurulu Başkanı Evren Demirci: “Hep Birlikte Sektörde Sinerji Yaratmalıyız”

Dekogroup Yönetim Kurulu Başkanı Evren Demirci: “Hep Birlikte Sektörde Sinerji Yaratmalıyız”

Mekanik tesisat sektörünün sorunlarına ve çözüm yollarına değinirken herkesin çaba göstermesi gerektiğini vurgulayan Dekogroup Yönetim Kurulu Başkanı Evren Demirci,

“Hep birlikte sektörde sinerji yaratmalıyız” diyor…

Çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Dekogroup şirketlerimizden biri olan Deko Proje ile 2009 yılında BIM teknolojisine geçerek 10 milyon m² den fazla mekanik tesisat projesini tamamladık.

Aynı zamanda eğitimler veriyoruz ve bizden eğitim alanların da bildiği üzere “öğretmeden bırakmıyoruz” yaklaşımı içerisindeyiz. Eğitim alan kişi öğrenemediğinde eğitimlerimize ücretsiz olarak öğreninceye kadar devam edebiliyor. Deko Proje şirketimiz bünyesinde yüzlerce kişiye eğitim hizmeti verdik. Ayrıca üretici 30 firmaya Revit programında kullanılan yaklaşık 3000 BIM Revit Family ürettik. Üretimini yaptık, sanal ortamda modelledik ve ücretsiz olarak sektöre dağıttık.

2013 yılında Deko Medya şirketimiz bünyesinde yayın hayatına başlayan Mechanic dergimiz, Türkiye genelinde aylık 6 bin adet basılıyor ve sektör mensuplarımıza ulaşıyor.

Four Effects Mühendislik Toplantısı ile sektörün değerli temsilcilerini bir araya getirdik. Gelişen teknolojiler ve teknikler ile bileşenler ve disiplinler arası iletişimin her geçen gün önem kazandığı dönemde, sektörün dört bileşeni olarak nitelediğimiz yatırımcı, tasarımcı, yüklenici ve tedarikçilerin bu değişim döngüsü içinde değişen günümüz şartlarında birbirlerini daha yakından tanımalarını amaçladık. Four Effects Mühendislik Toplantısı’nı 2018 ve 2019 yıllarında üst üste düzenledik. Sektörde olumlu etkiler bıraktığımıza inanıyorum. 2020’de tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi nedeniyle etkinliğimizi düzenleyemedik ancak dijital mecralarda benzer organizasyonlar yapıyoruz.

Aynı zamanda yurt dışında da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Deko Ltd Londra şirketimiz bünyesinde mekanik tesisat projelerimize imza atmaya devam ediyoruz. Ayrıca İngiltere’de farklı bir girişimimiz daha oluştu. Classical Turquoise Radyo’muz İngiltere’de yaklaşık 4 aydır yayın yapmaya başladı ve aylık 25 bin dinleyici kapasitesine ulaştı. İngiltere merkezli radyomuz internetten tüm dünyaya yayın yapıyor. Biraz içeriğinden bahsetmek istiyorum: Klasik müzik, Jaz ve benzeri etnik müziğe ve aynı zamanda iş hayatına yönelik programlara yer veriyor. Sektörümüzün paydaşlarını da bu anlamda faydalandırmaya ve elimizden geldiğince dünyada da tanıtmaya çalışacağız. Bu konuyla ilgili iş ortağım Hakan Bilal ile çok güzel bir röportaj gerçekleştirdik, mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Classical Turquoise Radyo mobil uygulamamızı Google Play ve AppStore’dan indirebilirsiniz.

Mekanik tesisat sektörünün sorunları ve çözüm önerileriniz nelerdir?

Bizim mühendisler olarak işimiz hesap. Mühendislik hesaplarından tutun keşiflere kadar biz 25’i 30’a yuvarlarsak, 80’i 100’e yuvarlarsak bir daire bir apartmanı, bir apartman bir siteyi, bir site bir mahalleyi, mahalle şehri, şehir ülkeyi, ülke dünyayı etkiliyor. En uç noktada yuvarlamadan yapacağımız doğru hesaplar bize enerji kazancı sağlayacaktır.

Sorunlardan bir diğeri ise sertifikasız ürün satanlardır. Buna birilerinin dur demesi lazım. Ürün   ve hizmetleri üstün kalite standartlarına getirmemiz lazım ki herkes “yaparım” diyemesin. Artık dünyada doküman yönetimi var ve her şey bilgisayarlarda teknoloji ile yönetiliyor. Örneğin şartnamelerdeki belirsizlikler ne zaman bitecek? Ben sektöre 2009 yılında girdim, 2021’deyiz halen şartnamelerde belirsizlikler var diyoruz. Mesela ben genel şartnameye karşıyım, bana göre iyi işler yapan ve yeni teknolojiler üreten insanların durdurulduğu anlamına geliyor. Bence genel şartnamenin tabanı belirlemesi ve taban sınırı koyması lazım ama tavan sınırının açık olması gerekir. Örneğin ben projemde bir ürün kullanmak istiyorum, deniyor ki bunun yanına iki marka koyamıyoruz. Evet koyamıyorsunuz çünkü bu yeni bir teknoloji; “Olmaz o zaman bunu aşağı çekelim 3 tane markayı koymak zorundayız” deniyor. İşte ben buna karşıyım. Gerekli şartları sağladığı sürece tabanın eşit, tavanın açık olması uygundur diye düşünüyorum.

Bizim sektörümüzdeki “Nasıl geldiyse öyle gider” problemine değinmek istiyorum. En önemli değişmesi gereken şeyin bu olduğunu düşünüyorum. Her noktada değişim için en baştan dokunuşlar yapmamız gerekiyor. Herkesin bireysel olarak en ince ayrıntılarıyla bazı noktaları düzeltmesi ve hepimizin genel olarak sisteme bir dokunuş yapmamız gerektiğine inanıyorum.

Yapay zekalar bile kendileri arasında konuşmaya başladı ama biz sektör olarak değil konuşmak birbirimizi bulamıyoruz bile. Bulamamamızın sebebi de hep bir mücadele içinde olmamızdır. Örneğin bütün üretici ve malzemecilerin proje firmalarına ulaşma mücadelesi göze çarpıyor. Bizim gibi proje firmalarının yatırımcı ve mimari ofisleri bulmaya çalışma mücadelesi var. Yatırımcı firmanın iyi uygulamacı firmaları araması var. Mimarların projecileri, uygulamacıların da iyi tedarikçi bulma mücadelesi var. Neden bulamadığımıza değinecek olursak; ülkemizde her zaman bütçeler düşük, işlerimiz de acil. Yurt dışında ise her zaman bütçeler çok iyi, işlerin bitirilmesi için de çok zamanları bulunuyor.

Bizim ülkemizde zaman ve para kısıtlı olduğundan biz nasıl globalleşeceğiz bu belli başına bir soru işareti oluşturuyor. Yurt dışında firmaların Ar-Ge merkezleri var. Hatta mekanik proje merkezlerinin bile Ar-Ge merkezleri bulunuyor. Benim Türkiye’de Ar-Ge merkezim yok, Ar-Ge merkezi kurabilmem için uluslararası normları ve programları çok iyi öğrenmem lazım. Bizim bu programları almamız için paraya ihtiyacımız var, ancak en başında belirttiğim üzere bizim gibi Türkiye’de faaliyetlerini sürdüren proje firmalarının bunun için kaynağı bulunmuyor. Bir şekilde bu kaynağı bulmaya çalışıyoruz, bu seferde zamanımız yok, çünkü bütün işler acil. İşlerin acil olduğu ve paramızın olmadığı bir sektörde bu sorunu aşmamız gerekiyor. Tabi iyi ücret ödeyen yatırımcı ve işverenler de mevcut. Para yatırımcıdan çıkarken bin TL olarak çıkıyor, alt disiplinlere gelirken 1 TL’ye dönüşüyor. Neden böyle oluyor? Aslında ben yatırımcı ve işveren firmalara hak veriyorum. Çünkü onlar tek bir kişi ile muhatap olmak istiyor. İyi para verip iyi hizmet almak istiyorlar ama maalesef bu şekilde olmuyor. Bence yatırımcı ve işverenlerin verdikleri paranın takipçisi olması lazım. Örneğin yatırımcı bin TL’yi veriyor bu bütçeyi kullanan firma, bütçenin büyük kısmını kendisine alabiliyor. Geriye kalan 200 TL ile statik firmasına, mekanik tesisat firmasına, elektrik firmasından altyapı firmasına kadar birçok firmaya dağıtılıyor ve bütçe bize gelene kadar 20 TL halini alıyor. Böylece yatırımcı hiçbir zaman iyi bir proje firması bulamamış oluyor. Çünkü ben hak ettiğim bütçeyi alamadığımda ve gerekli zaman verilmediğinde iyi bir proje firması olamıyorum. Aynı zamanda ben iyi bir yatırımcı bulamamış oluyorum. Adaletli bir dağıtım yapılıp yapılmadığını yatırımcıdan başkası kontrol edemez.

Sektörde teknolojinin geldiği nokta ve teknolojik imkanları kullanım oranı hakkında görüşlerinizi aktarır mısınız?

Dünyayı etkisi altına almış olan BIM teknolojisi var. Biz sektör olarak halen bu teknolojiye geçmemişken yapay zekânın geldiği konumdan nasıl bahsedeceğiz. Bu şekilde davrandığımız sürece bu gelişmeleri televizyon haberlerinden takip edebiliyoruz. BIM teknolojisini kullanıp 3D, 4D, 5D projeler yaptıktan sonra bunları VR gözlüklerle izleyebiliriz ya da yapay zekâya entegre edebiliriz.

Mimarlara, işverenlere, yatırımcılara, proje yöneticilerine şunu söylemek istiyorum; bizlerden en iyisini istemek zorundasınız. Bizlerden sadece proje çizimi değil, aynı zamanda 3D, 4D, 5D, Shop Drawing’lerini, CFD analizlerini, nitelikli personel sayımızı istemelisiniz ki tecrübeli takımla yol alabilesiniz. Teknoloji, kalite, üstün hizmet isterseniz bu işi layığıyla yapan insanlara ulaşmanız gerekiyor. Diğer insanlar iş kurmasınlar demiyorum. Bizler de öyle yollardan geçtik ama onlar da iş kuracakları zaman karşılarında nasıl bir sektör var ve nasıl teknolojik altyapı ile mücadele etmeleri gerektiğini bilmeliler. O yüzden kendilerini bu teknolojilere hazırladıktan sonra güçlü şekilde yola çıkmalılar.

Artık el ile hesap devri bitti, artık parametrik hesaplar var. Bizim beynimizin veya hesap makinemizin yapamadığı hesapları yazılımlar yapıyor. Dolayısıyla bizim bu teknolojiyi istememiz lazım. Bu bizi farklılaştıran özelliğimizdir.

Sektöre hizmet sunan sivil toplum kuruluşlarının sektörün gelişimine katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz sektörde en ince noktasından başlayıp bazı şeyleri değiştirmeliyiz diye düşünüyorum. Teknolojileri, makinaları kullanmadan önce en başta kendimize düzeltme yapmamız gerekiyor. Hem sivil toplum kuruluşlarının hem de bireysel çabaların olması çok önemlidir. Oda ve dernekler sektörümüzün çatı kuruluşlarıdır, başvuracağımız ve sorunlarımızı anlatacağımız başka yerimiz yok. Öncelikle bizim sorunlarımızı bizden iyi bilmeleri lazım. Sektörümüzün daha iyi hale gelmesi için bireysel çabaların sivil toplum kuruluşlarına ve sivil toplum kuruluşlarının da bireysel çabaları aynı şekilde desteklemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu şekilde güç birliği yaparak hep birlikte sektörde sinerji yaratmalıyız.

Hep Birlikte Sektörde Sinerji Yaratmalıyız

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

94. Sayımız Yayında
%d blogcu bunu beğendi: