Mechanic Dergi

Enerji ve Tesisat Sektörünün En İyi İçerik Kaynağı

Herkese Merhaba

Merhaba

Mühendisliğin temelini oluşturan birçok bilgi, kavram, teori, formül kaynağını Bilim’den almıştır. Birçoğumuz popüler bilim insanları hakkında az ya da çok bilgi sahibi olmamıza rağmen, bilim tarihindeki ilginç gelişmeler ve bilim insanlarının hayatları ile ilgili ne kadar bilgi sahibiyiz? Bilimin doğduğu topraklar olarak kabul edilen Mısır ve Mezopotamya’da bilim tarihi adına ne gibi gelişmeler olmuş ya da felsefenin ve bilimin kaynağı kabul edilen bir başka toprak parçası Antik Yunan’da bilim adına ne tür çalışmalar yapılmıştır.

Eski uygarlıklardan başlayıp günümüze kadar gelişim gösteren çağdaş bilim ve bu dönemlerde yaşamış, sahip olduğumuz birçok konforun temellerini atmış bilim insanları ne gibi ihtiyaçlar nedeniyle bilim ile uğraşmışlar, hangi problemin çözümünü düşünürken nasıl bir formül bulmuşlardır?

Örneğin, Archimedes ile ilgili, Eureka Eureka (buldum buldum) sözünün arkasındaki ilginç hikayeyi, ya da Tesla ve Edison arasındaki çekişmeyi, Tesla’nın elektriği tüm dünyaya bedava dağıtacak iken bunu kimin, ne için engellediğini bilsek, belki de şaşırırdık.

Dünyanın çevresinin M.Ö. 273 yılında basit bir matematik formülü ile (gerçeğe çok yakın bir şekilde) bulunduğu bilgisi, bilim tarihi meraklılarının ilgisini çekebilir.

Günümüzde kullandığımız kilit sistemi hangi bilim insanının eseridir?

Leonar Da Vinci sadece bir ressam değil aynı zamanda çok çeşitli icatları olan saygın bir bilim insanıdır ve günümüzde de kullandığımız birçok aletin de mucididir.

İşte yukarıda kısaca bahsetttiğim konular, bilim tarihi ve bilim tarihi ile ilgili önemli gelişmeleri, bilim insanlarının hayat hikayelerini sizlere aktaracağım.

Bu ilk yazımı, Archimedes’in ‘Eureka Eureka’ sözü ile neyi düşünürken ne bulduğunun detayları ile bitirmek istiyorum; ‘Archimedes İlkesi’ne göre, suda yüzen bir cismin ağırlığı, taşırdığı suyun ağırlığına eşittir; suda batan bir cisim ise ağırlığından, taşırdığı suyun ağırlığı kadar kaybeder. Archidemedes’in bu ilkeye, Kral Hiero’nun kendisine verdiği bir problemin çözümünden sonra ulaştığı söylenir. Hiero, bir kuyumcunun kendisi için yaptığı altın tacın saf altından olup olmadığı, gümüşle (ya da başka bir metal ile) karışık olduğu şüphesine kapılmış, ünlü bilginden gerçeği çıkarmasını istemişti. Archimedes, problem üzerinde düşünürken, bir gün banyosunda suya girdiğinde, vücudunun hafiflediğini ve bir miktar suyun taştığını fark eder; o anda eşit ağırlıkta iki cisimden yoğunluğunun daha az (dolayısıyla oylumu* daha büyük) olanın daha fazla su taşıracağı düşüncesi kafasında belirir ve kendini çıplak sokağa atarak ‘buldum buldum’ diye bağırır. (1)

Daha sonra deneyler yapmaya başlayan Archimedes, tacın ağırlığına denk saf bir altın kütlesini ve tacı ayrı ayrı fıçılarda suya batırır ve sonrada taşırdıkları suları ölçer. Bunları kıyasladığında, tacın taşırdığı suyun hacminin daha fazla olduğunu ölçmüştür. Kral Hiero şüphesinde haklıydı. Kuyumcu altını eriterek tac yaparken bir kısım altını çalmış ve yerine yoğunluğu daha az olan başka bir metal koymuştu. Archimedes böylece, Kral Hiero’nun sorusuna çözüm ararken suyun kaldırma kuvvetini bulmuştu.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın.

* : TDK (Türk Dil Kurumu) göre Oylum: İçi Oyulmuş, çukur duruma getirilmiş. Hacim.

(1) Kaynak: Bilim Tarihi Syf :53 / Cemal YILDIRIM / Nisan 2019 / İstanbul

bilim tarihi

Makine Mühendisi

Kerem SEZER

Bir Cevap Yazın