Daha Sağlam Adımlarla Mühendislik Yapmaya Devam Etmeliyiz

Daha Sağlam Adımlarla Mühendislik Yapmaya Devam Etmeliyiz

Türkiye’de kadın olmanın zorluğu herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Bazı sektörlerde kadın mühendis olmanın zorlukları da özel bir başlık altında konuşulmalı. Başlangıçta çok da önemsemediğimiz salgın kapıya dayanıp evlerimize kapanmamıza sebep olduğunda bir bilim kurgu filminin içinde gibi hissettim kendimi. Film bitmedi, hala devam ediyor. Esas olarak hayatı kolaylaştırmak ve meydana gelmiş veya gelebilecek sorunlara çözüm bulmak üzerine kafa yorduğumuz bir iştir mühendislik. Salgının başından beri ve hala beni en çok korkutan şey ise belirsizlik. Bir yandan yeni normal diye çırpınan, bizleri sanal ortamlara hapseden bir grup bilişimci, diğer yanda komplo teorileri kafamızı karıştırmaya devam ediyor.  Sınırlı alanlarda uzun süreler bir arada yaşamak zorunda olmak aile ile de olsa ne kadar zormuş meğer. Mesleğimiz gereği şirket için yapmamız gereken işlere, ev işleri, yemek yapmak, çocuklara bakmak, eğitimleriyle ilgilenmek ve bir yandan da ruh sağlığımızı korumak için çaba göstermek eklendi. Küçük çocuğu olan kadın mühendis meslektaşlarım çok daha fazla yoruldular ve ne yazik ki bu yaşam biçimi hala devam ediyor. Hayatımızda önemsiz sandığımız pek çok detay meğer ne kadar önemliymiş.

Maskesiz nefes almak gibi mesela. Pandemi döneminde kadına ve çocuğa şiddetin arttığına dair haberler, artan işsizlik, durmak zorunda kalan sektörler düşünüldüğünde bizi daha zor günlerin beklediği gerçeği daha da kaygılanmama sebep oluyor. Gelecek planlarımızı yaparken her konuda hibrit düşünmemiz gerekiyor.

Fiziken yapılan işler gerektiğinde hızlı bir şekilde sanal ortama taşınabilmelidir. Ofislerin evlere taşınması, mesai saatlerinin sınırsız bir şekilde genişlemesine, dolayısıyla kadınların bu durumdan ne yazık ki daha olumsuz etkilenmesine sebep oldu. Başlangıçta evden çalışmak daha rahatmış gibi görünse de yapılan araştırma sonuçları bu durumun hem kadın hem de erkek için daha yorucu olduğu yönünde. Çocuklarımızla toplantı yapmaya alıştık. Sanırım çocuklarımızda bu duruma alıştı. Çok ciddi toplantılarda bile çocuk sesi duymak, ekranda çocuk yüzü görmek ya da çocuk için gerekli bir ihtiyaç için toplantıya ara vermek normalleşti. Tolerans sınırlarımızı değiştiriyoruz ve daha pek çok bilinmeze çözüm bulmak için deneye yanıla ilerliyoruz. Dünya üzerinde yaşayan hiç kimse pandemi konusunda deneyime sahip değil. Bugüne kadar öğrendiklerimizi bir kenara bırakmalıyız şimdilik.

Gelecek yıllarda olası başka salgınları da öngörerek, daha sağlam adımlarla mühendislik yapmaya devam etmeliyiz. Hayalim gelecek yıllarda sektörümüzde tasarım, uygulama ve tedarik alanında daha çok kadın mühendisle çalışmak. Yaşamı kadın erkek eşitsizliğini ortadan kaldırmak suretiyle kolaylaştırıp,  daha insanca sürdürülebilir hale getirmek zorundayız. Mühendisin cinsiyetini belirtmeden cümle kurduğumuz, iş planlarımıza dahil ettiğimiz zaman projelerimiz daha kaliteli ve başarılı olacak.  Ülkemizde yaşadığımız sorunların temelinde cinsiyet ve fırsat eşitsizliği yatmaktadır. Yüksek zeka ve farkındalık seviyesine sahip bireylerden oluşan sektörümüz bu konuda önderlik edebilecek ve örnek olabilecek potansiyele sahiptir. Ben bir kadın mühendis olarak yorgun hissettiğimde kendime  John Berger’in  “ümit dişlerinin arasındayken yorgunluk vız gelir, ihtiyacın olduğunda direnme gücü bulursun.” sözünü hatırlatıyorum. Tüm kadın meslektaşlarımın 8 Mart Dünya emekçi kadınlar gününü kutlarım.

Melek Yıldız

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

89.Sayımız Yayında
%d blogcu bunu beğendi: