İklimlendirme sektörü, istihdam açısından erkek egemen bir yapıya sahip olsa da son yıllarda bu alana ilgi duyan kadınların sektöre katılımı hız kazanıyor

İklimlendirme sektörü, istihdam açısından erkek egemen bir yapıya sahip olsa da son yıllarda bu alana ilgi duyan kadınların sektöre katılımı hız kazanıyor

Kurumsal şirketlerde kadınların üst yönetici pozisyonlarında görev alma oranı da eş zamanlı olarak artıyor. Dokuz yıldır Bursa Bölge Müdürü olarak görev aldığım Form Şirketler Grubu, kadın istihdamını ve kadın çalışanları önemsiyor. Bu doğrultuda işe alımlarda ve yan haklarda pozitif ayrımcı bir tavır sergiliyor ve şirketin kadın çalışan sayısı yavaş ama istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Çocuğu olan ve hamile çalışanların iş ve özel hayat dengelerini kurabilmeleri ve çocuk sahibi olmanın kariyerlerini olumsuz etkilememesi için kurum içinde bazı esnek çalışma yöntemleri uygulanıyor. Form’un bu tutumu mühendis bir kadın olarak benim için çok değerli.

Pandeminin ülkemizde etki göstermesinin ardından hızlı bir karar ve uygulama ile evden çalışma sistemine geçiş yaptık. Sahada olmayı gerektiren her türlü çalışmayla ilgili de toplu taşıma kullanımının sıfırlanması ve tüm toplantılarımızın dijital ortama taşınması gibi önlemler alındı. Şirketimizde alınan bu önlemler aslında kadın-erkek ayrımı yapmaksızın insan kaynağımıza verilen değere ek olarak sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliğin devam ettirilmesi açısından da büyük önem arz ediyor. Var olan değerli iş gücünün bünyede tutulması ve çalışma şartlarıyla ilgili esnek uygulamaların getirilmesi çalışanların kendilerini güvende hissetmelerini sağlayarak motivasyonularını da artırıyor. Ben de bu motivasyonla kadın mühendis ve yönetici olarak sorumluluk bilincimi en üst düzeyde tutma gayretinde bulundum .

Pandemi sürecinin özellikle ev işlerindeki rutinlerimizi ve sorumluluklarımızı arttırırken, iş ve ev hayatı dengesini koruyabilmek adına bize olumlu katkıda bulunduğu düşüncesindeyim. Uzun zamandır ele alamadığımız konulara ağırlık verdim. Webinar çalışmaları ile mesleki eğitimlerin içinde bulundum ve bunu kolaylıkla sağladım. Gerek mesleki gerekse kişisel gelişime katkı sağlayan çalışmaların içinde bulundum. İşim gereği ilk etapta saha ziyaretlerinden uzak kalmakla birlikte, sonrasında gerekli korunma yollarını titizlikle uygulayarak işime devam ettim.

Mühendis olmak analitik zeka ve planlama yetisinin üst noktada olmasını ve gelişimini sağlıyor. Mevcut şartlara uyum sağlamak bu şekliyle kolaylaşıyor.

Korona öncesi ve sonrasında hepimizin hayatı farklılaştı. Dolayısı ile kadın ya da erkek, mühendis ya da değil gibi ayrımların yanlış olduğunu düşünüyorum. İnsan hayatına verilen önem ve aile içi paylaşımların, farkındalıkların arttığını düşünüyorum. Sağlığın hemen herşeyin üzerinde kıymetli olduğu bilinci bu süreçte tamamiyle yerleşti.

Kadın mühendisler için çalışma hayatında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ev, çocuk gibi konularda destek alabiliyor olmalarıdır. Her konuda olduğu gibi hayatı paylaşmak ve partneri ile el ele yanyana olmak, biri meşgulken diğerinin desteğini alabilmek sayesinde iş hayatında ve aile hayatında başarı ve düzen kendiliğinden geliyor. Bu sayede darmadağan olmuş kadınlar yerine ne istediğini bilen, partneriyle uyumlu, iş hayatında başarılı ve güçlü kadınlar şekilleniyor.

Öte yandan koronavirüs pandemisi bizlere günlük yaşantımızdaki küçük anların değeriyle birlikte sürdürülebilirliğin de değerini bir kez daha gösterdi. Hızlı sanayileşme; hızlı nüfus artışı, çevresel kirlilik gibi nedenlerle doğada oluşan tahribatı kısa dönemde azaltmamız ve durdurmamız gerekiyor. Pandemiyle birlikte üretimi yavaşlayan veya duran fabrikalar, trafikten çekilen araçlar ve boşalan sokaklar sonucunda doğanın kendini nasıl bir hızda iyileştirdiğine hepimiz şahit olduk. Ekolojik sürdürülebilirliğin ardından sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik alanlarına da yatırım arttırılmalı ve dünya üzerindeki her bir bireyin belli standartların üzerinde bir yaşama kavuşturulması gerekmekte. Bu kapsamda uzun yıllardır devam eden çalışmalar sonucunda belirli yasalar ve toplumsal bilinç oluşturuldu. Koronavirüs pandemisiyle birlikte bu bilincin çok daha fazla arttığına ve bu alandaki çalışmaların hızlanacağına inanıyorum.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

91. Sayımız Yayında
%d blogcu bunu beğendi: