Eda Gürses: “Kadınlar, Her Başarının Denenmiş Bir Kararla Başladığını Unutmasınlar”

Eda Gürses: “Kadınlar, Her Başarının Denenmiş Bir Kararla Başladığını Unutmasınlar”

“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” dolayısıyla sektörümüzün başarılı ismi Eda Gürses, kapak röportajı konuğumuz oldu. Hayata yeni atılan kadınlara tavsiyelerde bulunan Eda Gürses, “Kendilerine hayatla ilgili bir liste yapsınlar. Önce hayallerini sonra hedeflerini yazsınlar ve bunları gerçekleştirmek için çok ama çok çalışsınlar. Hata yapmaktan korkmasınlar, bilsinler ki sonrasında mutlaka, o hata dalında tomurcuk açacaktır. Ekonomik açıdan kimseye bağımlı olmasınlar ve başkasının sunduğu lüksün içinde üretkenliklerini kaybetmesinler. Ve her başarının denenmiş bir kararla başladığını unutmasınlar” diyor…

Sevgili Eda Gürses öncelikle “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” söyleşimize hoş geldiniz. Sizi uzun yıllardır mekanik sektöründeki kariyer çalışmalarınız ve sosyal faaliyetlerinizle tanıyoruz. Bugün bu söyleşide iş hayatında kadın olmanın detaylarını, kariyeriniz boyunca yaşadıklarınızı ve arkanızdan gelen yeni nesil iş kadınları için tavsiyelerinizi duymak istiyoruz. İlk sorumuzla başlayalım; Eda Gürses nasıl bir iş kadını?

Her şeyden önce bu özel ve anlamlı günde bana yer verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Sizin de dediğiniz gibi uzun yıllardır mekanik ve ısıtma soğutma sektöründe faaliyet gösteriyorum. Bugün arkama baktığımda benim için zor ama hedefe koşmuş bir kariyer var.

Sorunuza gelecek olursak Eda öncelikle çalışkan bir kadın, tüm eksikliklerini ve/veya başarma korkularını çok çalışarak tamamlamaya çalışan, oldukça meraklı ve proje üretmeyi seven bir kadın.

Peki çalıştığınız sektörle aranızda nasıl bir bağ var?

Ben sektöre girdiğimde gerçekten iş hayatına başlama yaşı olarak bir tık erken bir yaştaydım. Sektöre baktığınızda da çok erkek çalışanların egemen olduğu bir ortam hakimdi ki sektörümüz hala erkek ağırlıklıdır. Belki de bu konuda azınlıkta olan tarafta olmak “yapabilirim veya yapmalıyım” duygusunu pekiştirdi. Daha inatçı ve daha hırsla bağlandım ve her geçen gün o da bana bağlandı diyebilirim.

Bu güne kadar sizi zorlayan ve vazgeçiren bir durumla karşılaşmadınız mı?

Tabi ki karşılaştım. Sadece ben değil, iş hayatındaki her kadın inanın çok zorluklarla karşılaşıyor ama burada önemli olan o zorlukla yaşamamak, “Ben bu durumu yaşadım ve evet çok üzüldüm ama bana vermek istediğini aldım ve yoluma devam ettim”, bakış açısını kabullenirseniz sonuca ulaşabilirsiniz. Keşkelerle yaşamanın insanın kendine verebileceği en zalim ceza olduğunu düşünüyorum.

Genel olarak baktığınızda iş hayatında kadını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadının, hangi meslekte olursa olsun aynı zamanda anne, eş ve evlat olmak gibi birçok rolü de yerine getirmesi bekleniyor. Dolayısıyla, özellikle metropollerde bu dengeyi tutturmak bir kadın için çok zor. Ve bir de iş konusunda hedefleri olan bir kadınsa ve destekçisi de yoksa gerçekten vahim bir durum. Bir erkekten beklenti iş dünyasında sadece işini yapmakken kadınların böyle değil ne yazık ki. Kadın işini bitirip eve döndüğünde başka sorumlulukları başlıyor. Bazen kadınlar bu dengeyi yakalamakta zorlanıyor.

Mesela ben de, yaşantımda bir disiplin içerisinde olsam da bunların dengesi için de sürekli olarak bir çaba göstermek durumundayım ama tüm zorluklara rağmen, kadının her zaman iş hayatında olması gerektiğini düşünüyorum. Kadının ekonomik olarak ayakta kalması, üretmesi ve var olması gerekiyor. Ayrıca kadın ve erkeğin bakış açıları, beyinlerinin çalışma şekilleri çok farklı. Bu nedenle de aslında iş dünyasının kadının bakış açısına son derece ihtiyacı olduğuna inanıyorum.

Yepyeni bir dünya düzeni içindeyiz. Özellikle benim yaş grubum farklı bir dijital dünyaya çok sert bir geçiş yaptı.

Sanayi, üretim teknolojileri ve hizmetler de dahil olmak üzere tüm sektörler ve meslekler büyük bir değişim içinde. İş yapma biçimlerindeki bu değişim, hayat tarzlarımızı da yeniden şekillendiriyor.

Dijital Çağda, bilişim teknolojilerinin çığır açıcı gelişmelerinin yüzyılı olduğu kadar, cinsiyet eşitliği ve kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesinin de yüzyılı olacak. Bu nedenle, kadın girişimciliğinin teşvik edilmesi, önünün açılması nasıl hayati bir öneme sahipse, kadınların bilişim teknolojilerinin sunduğu uçsuz bucaksız olasılıklar dünyasına güçlü bir biçimde açılımının sağlanması da aynı ölçüde önem taşıyor.

Kadim topluluklarda kadının kutsallığı, kadının önemi, modern toplumlardan çok daha fazla göze çarpıyor. Bu nedenle kadının kutsallığının toplumumuz için ne kadar önemli olduğunun bilincine varılması gerektiğine inanıyorum. Unutulmamalıdır ki tarih boyunca kadınlar her zaman yönetimlerde gizli kahramanlar olmuşlardır.

Kendinizi değerli buluyor musunuz?

Tabi ki, çünkü üretmek ve tek başına ayakta durabilmek için elinden gelen bütün çabayı gösteren her kadın kadar değerli olduğumu düşünüyorum.

Başarılı kadınları takdir eder misiniz ya da örnek alır mısınız?

İş hayatıma başladığım günden beri çalışma azmine, bakış açısına, çözümselliğine, liderliğine ve kendine güvenine hayran olduğum kadınlar oldu.

Hepsinden de kendime bir şeyler eklediğim noktalar var. Bence hangi alanda olursa olsun başarılı bir kadını takdir etmeli ve en önemlisi de sonuna kadar desteklemeliyiz. 

Normalde sizce kadınlar kendi hemcinsini bu kadar kolay takdir ediyor mu?

Takdir edilme istediği insanın doğasında var. Küçüklüğümüzden beri yaptığımız her şeyde veya her ortamda ebeveynlerimizle başlayan süreç öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız, eşlerimiz, yöneticilerimiz, patronlarımız gibi uzun bir listeyle devam ediyor. Kadınlarda bu bir tık daha fazla ve zor olabilir, çünkü oyuna eksiden başlıyorsunuz ve ben de buradayım ve yapabiliyorum diye mücadele veriyorsunuz. Bu duygu oldukça yıpratıcı bir duygudur ve bazen olumsuz davranışlara gidebilir. Dolayısıyla sorunuzun benim açımdan net cevabını üzülerek söylemeliyim ki çok küçük bir azınlık haricinde hayır, etmiyorlar.

Ülkemizde kadının yerini nasıl buluyorsunuz?

Bunun ile ilgili sabaha kadar konuşabilirim ama özetlersek tabi ki çok eksik, çok çaresiz ve yapılması gereken çok şeyin olduğunu düşünüyorum.

Tarihsel süreç içinde, kadın ile erkek arasındaki biyolojik farklılığın giderek toplumsal farklılığa dönüştürüldüğünü, cinsiyete dayalı eşitsizliğin haklı gerekçesi yapıldığını görüyoruz.

Temel hak ve özgürlüklerin, demokratik bir hukuk devletinde herkese eşit olarak tanınması kuraldır. Ancak, hakların varlığı ile kullanılması açısından her zaman kadınlar aleyhine bir durum görülmektedir. Bu nedenle, ülkemizde demokratikleşme yolunda atılacak önemli adımlardan biri kadın erkek eşitliğinin tanınması ve yaşama geçirilmesidir. Temel hak ve özgürlükler konusunda bilgi sahibi olmak çok önemli.

Kadına şiddeti önleme adına çözüm önerileriniz nelerdir?

Aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet tarih boyunca var olduğu halde bu tür davranışlar şiddet olarak algılanmamış, sadece kadınların yaşadığı üzücü olaylar olarak görülmüş. Nitekim insan haklarından kadınların eşit olarak yararlanması, yasalarda ve yaşamda var olan ayrımcılıkların kaldırılması amacıyla 1979 yılında kabul edilen “Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi” düzenlenirken, her alandaki kadın sorunu ele alındığı halde, “kadına yönelik şiddet” konusunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiş. O tarihlerde şiddet henüz bir sorun olarak ele alınmamış, dile getirilmemiş. Birleşmiş Milletler tarafından bu konuda kabul edilen ilk belge 1993 tarihli “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Bildirge”dir. Yani buradan anlaşılan o ki dünya bu konunun yeni farkına varıyor.

Artık günümüzde şiddet sadece kadının sorunu olarak değil, toplumsal bir sorun olarak ele alınıyor. Sorun masaya yatırıldı ve toplumsal farkındalık yaratıldı. Haklarını öğrenen ve kullanmak isteyen kadınlar, ne yazık ki erkek egemen zihniyetin tepkisiyle çoğu zaman ağır bedeller ödüyorlar.

Aile içi şiddet çözüm bekleyen akut bir problemdir. Çocuklar aracılığıyla sokağa taşınmakta; evde, sokakta, toplumsal yaşamda bir şiddet kısır döngüsü yaşanmaktadır. Ancak, şiddet sadece kadının sorunu olarak görüldükçe, yol açtığı olumsuz sonuçlar konusunda farkındalık yaratılmadıkça, bir toplumsal sorun olarak ve bir halk sağlığı sorunu olarak çok yönlü ele alınmadıkça şiddeti önlemek, bu sorunu çözüme kavuşturmak kolay olmayacaktır. Sosyal yapının, zihniyetin ve yasaların değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden de eğitim şart diyorum.

Sorularımızı yanıtladığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak arkanızdan gelen iş hayatındaki kadınlar için ne tavsiye edersiniz?

Sadece iş hayatındaki değil tüm hayata yeni atılan kadınlarımıza söyleyeceğim en önemli tavsiyem, kendilerine hayatla ilgili bir liste yapsınlar. Önce hayallerini sonra hedeflerini yazsınlar ve bunları gerçekleştirmek için çok ama çok çalışsınlar. Hata yapmaktan korkmasınlar, bilsinler ki sonrasında mutlaka, o hata dalında tomurcuk açacaktır. Ekonomik açıdan kimseye bağımlı olmasınlar ve başkasının sunduğu lüksün içinde üretkenliklerini kaybetmesinler.

Ve her başarının denenmiş bir kararla başladığını unutmasınlar… 

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Eda Gürses Kadınlar

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

125. Sayımız Yayında.