Yarım Asırlık Deneyim: Ömer Köseli

Kuruluşundan bugüne mekanik tesisat proje uygulama, danışmanlık ve mesleki kontrollük hizmetleri veren Öcen Mühendislik firma sahibi, makine mühendisi Ömer Köseli’ye konuk olduk. Aile yaşantısı, meslek hayatı ve tecrübelerini içtenlikle anlattığı için Mechanic ailesi olarak kendisine teşekkür ediyoruz.

Okurlarımıza kendinizden bahseder misiniz?

1945 yılında Adana’da doğdum, ilk ve orta eğitimimi orada tamamladım. 1971 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldum. 01Mayıs1965 yılından itibaren üniversite eğitimim boyunca saygın insan, hocam, abim Erdoğan Atakar’ın yanında 6 yıl süre ile çalıştım. Ortak yönlerimiz çoktu, iyi anlaşırdık, her şeyden evvel ikimizde Adanalıydık, adetlerimiz, törelerimiz aynı idi, düşüncelerimiz örtüşürdü, bu yüzden dostluğumuz ölümüne kadar devam etti. Ayrıca 1975-78 yılları arasında birlikte çalışmamız da oldu. Kendisinden sadece tesisatı değil, daha değerli şeyleri, hayatı öğrendim.
Az değil, tesisatçılık hayatım Mayıs 2015’te 50.yaşını doldurmuş olacak. Üniversite son sınıfında iken 15.Ocak.1971’de “Abi” diye hitap ettiğim başka bir değerli insanla, Cengiz Dazkır’la Öcen Mühendislik firmasını kurduk. Benden büyüktü, onun imzası vardı, benimse tesisat bilgim. Son derece neşeli, şen ve dürüst bir kişiydi.1975 yılı sonunda yollarımız ayrıldı. O tesisatın ticaretine, bense tesisat mühendisliğine devam ettim. Hala sabah 07.00 den itibaren işimde oluyorum.1975 yılında evlendim, bir kız, birde oğlumuz var.

Kişisel özellikleriniz hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Ben işini, mesleğini çok seven bir insanım, işim adeta hobim. Hiç sıkılmadan çalışırım. İşimin yanı sıra sosyal çalışmalardan da mutlu oluyorum. İskav ve Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı’nın mütevelli heyetindeyim. YTÜ Vakfı Yönetim Kurulunda 9 sene, aynı zamanda Teknopark Yönetim Kurulu İcra Heyeti’nde ise 4 yıl süre ile görev aldım. YTÜ Davutpaşa yerleşkesinde kurduğumuz Teknopark’a çok ciddi emek verdim. Sağlık sorunum nedeniyle 2012 yılı başında Vakıf ve Teknopark’taki görevlerimden ayrılmak zorunda kaldım.
TTMD’nin 2003-2005 dönemi İstanbul Bölge Komitesi başkanlığı yaptım. Biliyorsunuz bölge komiteleri daha sonra “Temsilcilik” haline getirildi. MMO İstanbul Şubesinde çeşitli görevlerde bulundum. Hala gerek TTMD’ye gerekse MMO’ya hizmet vermeye çalışıyorum.

Türk Tesisat Sektörü hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Dürüst olmak gerekirse; Türk Tesisat sektörünü gerek tasarım, gerek uygulama ve gerekse imalat konularında olukça başarılı buluyorum. Özellikle tasarım konusunda batıdan geri kalır yanımızın olmadığını düşünüyorum. Meslektaşlarımızı son derece bilgili ve donanımlı buluyorum. Tasarımcı, uygulayıcı ve imalatçı meslektaşlarımız bugün, hemen hemen dünyanın her ülkesine Mekanik Tesisat Proje ve uygulama hizmeti veriyorlar, ürün satıyorlar.
Üretim yapan birçok firmalarımız geçmişe göre çok daha başarılılar ve kaliteli üretim yapıyorlar, birçoğu ürünlerine kalite sertifikası aldı, daha ciddi ve kaliteli üretim yapıyorlar. Bizler; bu başarılı üreticilere her yönü ile destek vermeliyiz.

Bunu neye bağlıyorsunuz?

Bütün bunları meslektaşlarımızın mesleklerine verdikleri öneme, ciddiyete ve saygıya bağlıyorum. Batı teknolojilerine ve ürünlerine bağlı kalmamanın ülkemize nelere mal olduğunu hepimiz biliyoruz.“68 kuşağı” olarak da tabir edilen bizim nesil yokluklarla mücadele etti, hiçbir şeyi hazır bulmadı, tırnakları ile kazıyarak bulundukları yerlere geldiler. Ülke ekonomisine paralel olarak sosyal şartlarımızın da imkansızlığı nedeniyle hem mücadeleci hem de araştırmacı olmak zorunda kaldık. Mücadeleci ve araştırmacı yanımız hala devam ediyor, kendimizi sürekli geliştirmemiz gerekiyor.

Batılı projeciler ile ülkemiz projecileri arasında ki fark nedir?

Tabii ki bazı farklar olduğunu kabul etmeliyiz. Onlar tesisat alanının bir dalında uzmanlaşıyorlar, biz ise bütün dallarında uzmanlaşmaya çalışıyoruz. Dolayısı ile onlar sorumlu oldukları alanda derinlemesine bilgiye sahip oluyorlar, biz ise tüm konuları bilmek zorunda olduğumuzdan bilgilerimiz daha yatayda kalıyor. Üretimlerini değerinde pazarladıklarından sahip oldukları imkanlar da bizden fazla.
Bütün bunlara rağmen en az batılı meslektaşlarımız kadar, kaliteli ve doğru proje üreten meslektaşlarımızın çoğunlukta olduğunu övünerek söyleyebilirim.
Ülke olarak eksiklerimizden biri; üzülerek söylemeliyim ki, yatırımcı kişi ve kuruluşların çoğunluğunun, iyi bir projenin kendilerine ve ülkemize neleri kazandıracağının hala farkında olmamalarıdır. Kaliteli bir proje ne getirir ne götürür hala bilmeyenler var. Tesellimiz; son yıllarda bilinçli yatırımcılar ile bu kısır döngüyü aşmaya çalıştığımızdır.

İnşaat sektörü hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Bildiğiniz gibi tesisat sektörü, inşaatın tamamlayıcısıdır. Sektörümüzün büyümesi, gelişmesi tamamen inşaat sektörünün gücü ile doğru orantılı. Son yıllarda inşaat sektörü tamamen konut ve AVM üretir hale geldi. Ekonomimize katkısı olmayan binalar yapılıyor. Gönül ister ki sanayi yatırımları da olsun, istihdam sağlansın, ülke ekonomimiz gelişsin, milli ekonomimiz artsın. Ama bütün bunlar istemekle olmuyor. Sanayicilerimizin devlet tarafından yeterince desteklenmediğini düşünüyorum. Oysa devlet tarafından üretimi destekleyici politikalar üretilmeli. Bizlerde projelerimizde yerli üretimi kullanmaya azami özeni göstermeliyiz.
Geçmiş zamanda Sayın Süleyman Demirel cumhurbaşkanı iken “Sanayi yatırımı için Köşk’ün bahçesini bile tahsis edebilirim” anlamında bir açıklama yapmıştı, hala hatırımdadır. Sanayiciye sahip çıkılmalı, yatırımlar teşvik edilmelidir.

Disiplinler arası iş birliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Geçmişte mekanik tesisat alanları ve tesisat bacaları için mimarları ikna etmekte zorlanırdık. Zaman içinde mekanik ve elektrik tesisat disiplinleri ile bir arada çalışmanın öneminin farkına varıldı. İTÜ’den mimar Sayın Zerrin Yılmaz hocamız ile Süleyman Akım kardeşimiz “bütünleşik tasarım” adlı yeni kavramı sürekli işliyorlar ve herkese gerekliliğini anlatıyorlar. Bu iyi bir gelişme. Doğru akıllı bir yapının hayata geçirilmesi için disiplinler arası işbirliği ve diyaloğa mutlak ihtiyaç var. Bu anlamda Mimari, Statik, Mekanik, Elektrik, Peyzaj, İç mimar ve diğer bütün disiplinler birlikte çalışırsa doğru bir bina inşa edilebilir.
Binaya hayat veren konuların başında otomasyonun geldiğini biliyoruz, özellikle son 10-15 yıl içinde oldukça önemli mesafeler kat edildi. Otomasyon hem elektriğin, hem de mekaniğin içinde yer alıyor. Otomasyon sisteminde senaryonun ayrıntılı ve doğru biçimde hazırlanması çok önemli. Senaryonuza aklınıza gelebilecek her şeyi yazabilirsiniz, çünkü otomasyon bunların tümünü bütün ayrıntıları ile hayata geçirebiliyor.

Mühendislikte usta çırak ilişkisi hakkında ne diyorsunuz?

Üniversiteyi bitirip diplomayı aldığınızda “mühendis adayısınızdır, henüz mühendis değilsinizdir. Diploma iş bulmanın kapısını açar. Hangi iş kolunda iş bulup çalışmaya başladıysanız artık o konuda uzmanlaşır o konunun mühendisi olursunuz.
Çoğu zaman uzmanlık konunuzu seçemezsiniz, rastlantılar sizi bir mesleğe sürükler adeta. Üniversitelerimizde şimdi ihtisas bölümleri açıldı, öğrenciler birçok farklı eğitim dallarından mezun oluyorlar. Ancak mesleğe iyi bir noktadan başlamak için bir uzman mühendis yanında “çıraklık” yapmak gerekiyor. Etrafınıza bir bakın, tüm meslektaşlarımın bir ustasının olduğunu göreceksiniz. Gururla söylemeliyim ki benim ustam rahmetli Erdoğan Atakar’dır. Bu çıraklık dediğimiz şey, aslında bir “asistanlık”tır, teoriden çıkıp pratiğe geçiş dönemidir bana göre. Düşüncem; yeni mühendis bir ustanın yanında çıraklık yaparak pratik ve ön bilgiler alınmalıdır. Sonrası ise size kalmış.

Sektörümüzün gelişiminde derneklerin rolü ne oldu, ne olmalı?

TTMD’nin kurulması Türk tesisat sektörü için bir milad, bir dönüm noktası olmuştur bizler için. Bu vesile ile meslektaşlarımızı tanıdık, bilgi alışverişinde bulunduk. Seminerler, sempozyumlar, çalıştaylar vb. etkinliklerle mesleki bilgiler paylaşıldı. Dernek sayesinde birçok değerli kitap İngilizce’den, Almanca’dan Türkçe’ye çevrildi. Kütüphanelerimiz zenginleşti. Bu çevirilerde rahmetli Osman Genceli hoca, değerli Ahmet Arısoy, Abdurrahman Kılıç ve diğer hocaların büyük çabaları ve katkıları oldu. Dernek vasıtasıyla birçok şehirlerimizde eğitim seminerleri veriliyor, söyleşiler yapılıyor. TTMD’nin kurulduğu ’92 den bu yana Türk tesisat sektörünün çehresi değişti. Tabiidir ki Derneğimizin eleştireceğimiz yanları da var. Bunlardan biri derneğe üye olmanın zorluğu, MMO üyesi olmanız, ya da belli bir süre tesisat sektöründe çalışmanız, üyelerden en az iki kişiyi referans göstermeniz gibi üye olma şartları var. Üyelik şartları kolaylaştırılmalı ki üye sayımız çoğalsın. Türkiye’de yaklaşık 20.000 civarında tesisat mühendisi olduğu tahmin ediliyor. TTMD’nin bugünkü üye sayısı 2.000 civarında, bu sayının en az 10-12.000 kişi olması gerekir. Üye sayınız ne kadar çoksa o kadar güçlü derneksiniz demektir. Örneğin Ashrae’nin dünyada çeşitli ülkelerden 70 bin civarında üyesi var ve dünyada tesisat sektörünün öncülüğünü yapıyor.

Sizde hatırası olan, önemli bulduğunuz projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

2015’in Mayısında ellinci yılını dolduracak meslek hayatımda sanırım 1.000 ila 1.500 proje tasarımı yapmışımdır. Tüm projelerimiz bizler için önemli. Ancak bazı projelerin yerinin daha farklı olduğu mutlak.  Bunlardan biri 1973 senesinde Boğaziçi Köprüsü’nün Beylerbeyi ağzındaki kontrol kulesidir. Bu küçük yapı mesleğimin ilk soğutma tesisatını yaptığım binadır, yaklaşık 300 metrekare bir alandı ama bendeki yeri başkadır. Başka biri, yine aynı yıl Adapazarı Zirai Donatım Kurumu’nun 36 bloktan oluşan binalarını alçak basınçlı buharla ısıtmıştık, benim için özel bir çalışma idi. Bir başka çalışmam 1986 yılında Laleli’deki “Tayyare Apartmanları” olarak bilinen ve Türk Hava Kurumu’na ait binalarının 5 yıldızlı otele dönüştürülmesinde görev almamdır. Projelerini saygın insan, rahmetli Sami Bölükbaşıoğlu’nun hazırladığı projenin uygulamasında görev aldım. 5 yıldız oteli ve inceliklerini burada öğrendim, benim için bir okul gibiydi bu şantiye. İşin yapımı sırasında burada görevli meslektaşlarımla birlikte emsallerini görmek için Almanya’ya gittik, oradaki 5 yıldızlı otelleri gezip bilgi aldık. O yıllar Türkiye’de sayılı miktarda 5 yıldızlı otel vardı. Aklımda kalan diğer bir tasarımım ise 1991 yılında tasarımını yaptığım BUTTİM Bursa Uluslararası Tekstil Ticaret Merkezi projesidir. 340.000 m2 büyüklüğü ile meslek hayatımda yaptığım en büyük alana sahiptir. Eminim ki o yıllarda bu büyüklükte başka bir proje yoktu, şimdi ise inanılmaz büyüklükte inşaatlar yapılıyor, benim rekor çoktan egale edildi, geçildi de.
Kozyatağı’ndaki Nida Kule’nin de bende izi vardır. Florya’da Flyinn, İzmit’te Dolfin AVM’ler, Libya’da Al Marj Hastanesi, Terme ve Ordu Devlet Hastaneleri, Bursa’da sonradan Acıbadem olan eski adıyla Konur Hastanesi, Adapazarı Neuteck İlaç fabrikası, konut alanında Acıbadem  Almond Hill sitesi, Alarko Alkent Villaları 2. kısım  gibi projeleri aklımda kalanlar. Şu anda ise 56.000 metrekare alanlı bir otel ile 38.000 metrekare bir AVM projesi üzerinde çalışıyoruz.

Sistemlerde enerji verimliliği hakkında neler söyleyeceksiniz?

Uzmanların ifadesine göre fosil yakıtlar 40 yıl, gaz yakıtlar ise 60 yıl içinde tükenecek. Bu bizi yenilenebilir enerji kullanımına ve mevcut enerjiyi hem verimli hem de dikkatli kullanmaya zorluyor. Son yıllarda Devlet ; “Enerji verimliliği” ve benzer yasalarla savurganlığın ve verimsiz kullanımın önüne geçmeye çalışılıyor. Bizlerin bu yasalara destek vermesi, verimli sistemler üretmesi, enerjiyi dikkatli kullanması, doğal enerji kaynaklarından faydalanmasını gerektiriyor. Şaka değil, mekanik tesisatın ülke enerji üretiminin %40’ını kullandığı söyleniyor, bu ciddi enerji miktarıdır. Bu bakımdan sadece tesisat mühendisi olarak değil, bir yurttaş olarak ta enerjiyi dikkatli kullanmalıyız.
Gelecekte enerji üretimi için iki seçeneğimiz olacak, bunlardan biri atom enerjisi ki tehlikelerini hepimiz biliyoruz, ikincisi ise yenilenebilir enerji yani güneş, su, hava, rüzgar vb. enerjiler. Yenilenebilir enerjinin üretimi ve kullanımı şu anda maliyetli gibi görünse de, çevre kriterlerine uygun olan yenilenebilir enerjiyi kullanmaya özen göstermeliyiz.
Doğru konsept, doğru işletme
Tabiidir ki proje ve uygulama ne kadar doğru olursa olsun, bunun paralelinde işletme sağlıklı yapılmıyorsa yaptığınızın çok önemi olmuyor. Üzüldüğüm konulardan biri de bu. Siz ciddi emek vererek, masraf yaparak bir tesisi kuruyorsunuz, devreye alıp teslim ediyorsunuz, işletmesi vasıfsız kişilere teslim ediliyor. Bu yanlış çoğu zaman maalesef yapılıyor. Esas olan işletmenin de bilinçli kişiler tarafından yapılıyor olmasıdır.

Sihirli gücünüz olsa ne yapardınız?

Tüm tesisat sektörümüzü, tasarımcıdan başlamak üzere, uygulayıcı, işletmeci, üreticiler, tedarikçileri en üst düzeyde ve ciddi biçimde eğitimli olmasını arzu ederim. Bu sektördeki kişilerin tümünü şoklayarak bilgili, zeki ve üst düzeyde donanımlı kişiler yapardım.
Sihirli güçle ve konumuzla ilgili değil ama merak ediyorum, dergimizin adı niçin Mekanik değil de Mechanic. Değerli meslektaşım, dostum, arkadaşım sevgili Baycan Sunaç yaşasaydı eminim bu kelimeyi değiştirmek için sizleri çok zorlardı.

Benzer İçerikler

Yazar hakkında

Yorum Ekle