Yangın, Tesisat Sektörünün Önemli Bir Parçasıdır

Bu sayımızda Türkiye’de yangın güvenliği konusunda önemli çalışmalara imza atmış, İTÜ Makine Fakültesi Öğretim Üyesi, Türkiye Yangından Korunma Vakfı Kurucu Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç’a konuk olduk. Türkiye’de ve Dünya’da tesisat sektörü, bu sektörün en önemli yapı taşlarından biri olan yangın güvenliği ve uygulamaları ile ilgili kendisinden çok değerli bilgiler edindik. Mechanic Dergisi olarak değerli hocamıza, bizlere ve okuyucularımıza ayırdığı zaman için çok teşekkür ederiz.

Hocam, kısaca kendinizden bahseder misiniz?

İstanbul Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde öğretim üyesiyim ve Türkiye Yangından Korunma Vakfı’nın Kurucu Başkanıyım.  Bundan yaklaşık 30 yıl kadar önce de yangın güvenliği sistemleri konusunda çalışmaya başladım. Sn. Dalan ve ekibi sayesinde bu çalışmalara başladık. Üniversiteye yaptıkları katkılar, bizleri Japonya ve diğer ülkeleri incelememiz için göndermeleri, önemli açılımlar kazandırmıştır. Birlikte oturup çalışmalar yaptığımız da olmuştur. Sn. Dalan; “bu çalışmalardan bir sonuç çıkar çıkmaz önemli değil, biz bilgi birikimi için bunları yapıyoruz” demişti. Gerçekten bu ileri görüşlülükle o zaman birçok kişi yangın konusunda yetişmiş oldu.
Bu çalışmalar sırasında Japonya’da yangın eğitimi gördüm, yangınlara gittim, itfaiyede yattım. Sistemleri öğrenmeye çalıştım. Sonra uluslararası çalışmaları takip etmeye başladım. Tabi internet yoktu. TÜBİTAK’ta yayın taraması yaptım. Yangın ile ilgili ne çalışılır diye düşünürken 6.800’ü geçen doktora çalışması makaleye rastladım. Hayretler içinde kaldım. Peki, bizde yangının adı niye geçmiyor diye düşündüm. İlginçtir, 1987 yılında Viyana İtfaiyesi’ne ziyarete gittim. İtfaiye içinde 14 doktorasını yapmış kişi vardı. Bizim itfaiyenin içinde ise yüksekokul mezunu yoktu.
Gençliğin verdiği idealizm ve enerji ile işin içerisine girdim. Japonya’da ki çalışmalarım, burada Belediye – Üniversite müşterek çalışmalarım uygulamaya çalıştım. İstanbul İtfaiye Müdürlüğü yaptım, uzun süre Yönetmeliklerin çıkarılmasında, insanların kaçış önlemleri ve diğer alınan önlemler konusunda bilgilendirme çalışmaları yaptım. Bir taraftan “Tulumbacılık” rolü, bir taraftan akademisyen rolünü üstlenerek bu noktaya geldik.

Bize kişisel özellikleriniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Beni ben değil başkası tanımlamalı, başkası nasıl tanımlıyor benim için bu önemlidir. Çok ısrar ederseniz, çalışmaktan zevk alan, yaptığı işin en iyisini yapmaya çalışan, adaletli davranmaya ve her şeyden önce insan gibi insan olmak için çaba gösteren, biraz duygusal biraz inatçı biraz da çekilmez biriyim.

Türkiye’de tesisat sektörü içinde yangın tesisatının gelişimi hakkında neler söyleyeceksiniz?

Yüzyıllar öncesine baktığımız zaman tesisat sektörü sıhhi tesisattan ibaretti. İnsanlarda ısıtma ihtiyacı sobadan kalorifere ve farklı sistemlere geçti ve ısıtma tesisat sektörüne girdi. Sıhhi tesisat ve ısıtmanın arkasından soğutma tesisatı devreye girdi. Günümüzde ise hem güvenlik hem de konforu artırmak için tesisat sektörüne yeni konulardan girmiştir ve bunların önemlilerden biri yangın tesisatıdır. Günümüzde tesisat sektörünü yangın sektöründen ayırmak mümkün değil. Yangın, tesisat sektörünün önemli bir parçası haline geldi. Bu son on yıl içinde yönetmeliğin yayınlanmasından sonra olmuştur. Önümüzdeki yıllarda çok daha etkin olarak kendini gösterecektir.
Her konunun bir öncüsü olur. Yangın yönetmeliğinin öncüsü olduğum yadsınamaz. Ama bu konuda Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in ve özellikle Sivil Savunma Genel Müdürlüğü’nün büyük katkısı olmuştur. Yıllarca bu konunun takipçisi oldum. Türkiye’de yangın güvenliğinin önemini anlattım. Cumhurbaşkanı ile görüştüm, Bakanlıklarla görüştüm onların desteği ile yönetmelik çıktı. Bundan sonra da her geçen gün yangın sektörü gelişti ve sürekli gelişeceğini tahmin ediyorum.

Türk tesisat sektörünün bugünü hakkında görüşleriniz nelerdir?

Türk tesisat sektörü günümüzde olması gereken uluslararası seviyede değil. Ancak bir taraftan sıhhi tesisat, arkasından ısıtma, soğutma daha sonra yangın tesisatı, enerji verimliliği gibi sistemlerin gelmesi her geçen gün sektörü geliştiriyor. Ama bunun yanında büyük eksiklik, tasarımın yeterli olmamasıdır.
Tasarımcılarımızın belki yüzde yirmisinin uluslararası seviyede olmasına rağmen diğer büyük bir kesimin tasarımları, binaya özgün değildir. Bir kısım tasarımcı, sadece bildiği ve ilişkisi olduğu firmaların malzemeleri kullanıyor ve satıcıların yönlendirmesine göre proje hazırlıyorlar.  Tasarımcıların bir kısmı satıcıların satıcıların gölgesi altındalar desem daha yanlış olmaz.

Doğalgazın ülkemize gelişi sırasında ki çalışmalarınız hakkında neler söyleyeceksiniz?

Her yeni enerji kaynağı, tesisat sektöründe önemli değişimlere neden oluyor. Ülkemize doğalgazın gelmesi de böyle oldu. Doğalgaz devlet politikası ile geldi. Bir yandan enerji sıkıntısının giderilmesi, o günlerde kömürden, petrolden daha ekonomik ve temiz olması, kullanımının daha kolay ve enerji verimliliğinin yüksek olması tercih nedeniydi. Doğalgazın gelmesi ile doğalgaz yangın önlemleri konusunda önemli katkılarım oldu. 1990’lı yıllarda İGDAŞ ile müşterek çalışmalar yaptık. Toplantılar, seminerler, eğitim çalışmaları gerçekleştirdik. Doğalgazlı sistemlerde yangın önlemleri konusuna yıllarca büyük çabalar harcadık.

Mekanik tesisat projelerinde disiplinler arası çalışmalar hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Tüm projelerde, mimari, statik, elektrik, mekanik disiplinlerinin bir arada çalıştığını söylemem mümkün değil. Az sayıdaki prestij projelerde sağlanıyor. Benim gözlemlediğim tesisat mühendislerinin kendi disiplinlerinin yerleşmesinde pasif kalmasıdır. Mimarın etkisinde kalıyorlar. Mimar ise kendi isteklerini devam ettirmeye meyillidir. Çok az sayıdaki tesisat mühendisi bunun dışına çıkabiliyor. Tesisat mühendisleri kendi inisiyatiflerine, standart ve yönetmeliklere göre olması gereken tesisat hacimleri, hava alım yerleri, şaftlar gibi konularda bilgi eksikliğinden değil, mimarların gölgesinde kaldıklarından dolayı yetersiz kalıyorlar. Bazı gözlemlerim oluyor. Yetersizlikler tespit ediyorum, bu neden böyle dediğimde mimar yüzünden deniyor. Sistemlerin sürekliliğinin sağlanması, özellikle sürdürülebilir olması, konumlarına ve yerlerine, ulaşım imkanlarına, test imkanlarına bağlıdır. Yapılmıyorsa bir faydası olmayacaktır.
Mimar vermez, mimardan alınması gerekir.
Bence tesisat sektörü içerisinde iki önemli konudan biri tasarımcıların mimarların gölgesinde kalınması, diğeri de satıcıların gölgesinde kalmaları…

Türkiye’de sektörümüzün ihtiyaçları nedir dersek ne söylersiniz?

Yangın sektörü de tesisat sektörünün içinde olduğu için özellikle yangın sektörü hakkında konuşmam uygun olur. Şu anda her geçen gün yeni bir sistem ekleniyor. Proje çizenler yangın projelerinden ek ücret alamıyorlar. Bu eksik bir durum. Tesisat Mühendisinin bu yangın projesinden ayrı bir ücret alması lazım. Bu da olmayınca burukluk oluşturuyor. Yangın sektörü içerisinde bir bütünlük yok. Her konuda çok sayıda firma var. Onlarca farklı model olabiliyor, arasında bütünlük olamayabiliyor. Herkes de kendisini düşünüyor. Bir nemelazımcılık var. Konunun bütün olarak gelişmesi düşünülmüyor.
Zamanında, Kanuni Sultan Süleyman, süt kardeşi meşhur alim Yahya Efendi Hazretlerine bir mektup yazıp sormuş: “Bu devlet hangi halde çöker” demiş. Yanıt gelmiş, “Neme lazım be Sultanım”. Bundan tatmin olmayan Kanuni, Yahya Efendi Hazretlerine varıp “ne demek istersin” demiş. “Ne zaman halk bana ne, beni ilgilendirmez diye düşünmeye başlarsa o zaman devlet de çökmeye başlar” yanıtını almış. Bu tarihimizden bir örnek, bu gün de neme lazımcılık olmaz ise sektör içinde bilgi düzeyi artar, sektör gelişir, kazanç da artar.
Bir Kızılderili Atasözü: “Nerede olduğun önemli değil, hangi yöne hangi hızda ilerlediğiniz önemlidir” der.
Batı ile aynı yönde gidiyoruz. Hız aynı değil. Ara gittikçe açılıyor.

Sayın Hocam, meslekte çok gencimiz var, mesajlarınız nelerdir?

Yangın konusunda yurtdışındaki kişiler ile oturduğumuz zaman her konunun bir danışmanı deniyor, her konunun ayrı bir uzman danışmanı var. Bizde mezun olan yangın çiziyor… Hastane çiziyor… Havuz çiziyor… Her şeyi bilmek zorunda!  Mal sahipleri, tasarımcı her şeyi yapsın kolaycılığında. Tasarımcı da yaparım diyor. Yangın ile ilgili olarak bazen yapılan çalışmalara inanamıyorum.
Tesisat sektörü içinde de kendi disiplinleri içinde uzmanlaşma yok. Hala bu noktadayız. Umuyorum uzmanlaşma konusunu genç nesiller çözer.

Enerji verimliliği konusunda neler söylemek istersiniz?

Yangın konusunda enerji verimliliği olmaz. Aslında enerji tasarrufu bazı konularda örneğin geri dönüş havasından yararlanmak, yangın su deposundan ısı pompasının kaynağı olarak yararlanmak şeklinde olabiliyor. Yangın sırasında enerji tasarrufu olmuyor. Enerji kazancı ile yapılan yangın sistemleri ayrı bir risk oluşturuyor. Ancak ilerleme var. Dünya da 30-45 enlemdeki iklim kuşağı için çok önemli. Türkiye ‘de bu iklim kuşağında. Yangın sistemlerinin enerji tasarrufunda kullanılması bir taraftan da yapılan enerji tasarrufunda yangın sistemleri göz önüne alınıp her ikisi de tam yeterli olmasa da adım adım ilerliyor. Ama genelde baktığımızda yangın ve yangından korunum sistemlerinin enerji tasarrufuna katkısı çok az.

Akıllı binalar hakkında neler söylemek istersiniz?

Teknolojik yenilikleri kullanan, yaşayanların konforunu artıran, güvenliğini sağlayan, enerji giderlerini azaltan ve işletme kolaylığı sağlayan, tasarım ve üretim disiplinlerini çağdaş teknoloji ile uyum içinde olan binalara akıllı bina denilmektedir.
Eğer bir binanın dışı yanıyorsa ve bu bina akıllı bina olarak geçiyorsa bence bu bina akıllı değildir. Sadece mekanik yönden değil her yönüyle insana bağlı olmadan bir yangın durumunda haber vermesini, sistemin kendi kendini söndürmesini beklemeliyiz. Diğer taraftan mekanik sistemlerin izlenmesi, yangın durumunda aktive olduğunda otomatik olarak söndürmenin yapılması oldukça önemli.  Binaların akıllı olması için mal sahibinin, tasarımcının, yapımcının ve işleticisinin akıllı olması gerekir. Bina ne kadar akıllı olursa olsun işletmecisi akıllı değilse bina kısa sürede akıllılığını kaybeder.

Yangın güvenliği olan binalardan örnek verir misiniz?

Her geçen gün sayıları artıyor ancak ilk aklıma gelenler, İş Bankası Binaları, Tekfen Tower, Zorlu Tower, Özdilek, Anthil, İstinye park, Trump Tower, uluslararası otel zincir ve daha birçok bina sayılabilir. Elbette sayıları çok daha fazla. Hatta Amerika ve Avrupa’da ki birçok binalardan ve standartlardan daha ileri seviyede yapılmış. Yangın önlemede tasarım çok önemlidir. Ben her zaman “Yangın tasarım ile önlenir, tasarım söndürülür” diyorum.

Yangın güvenliği ve sistemleri hakkında ne söyleyebilirsiniz?

En büyük sıkıntı, yangından korunum için yapılan gazlı söndürme sistemleridir. Sudan korkan bir milletiz. Sulu sistemler yangın olduğu zaman belli bir yeri söndürecek şekilde tasarlanır. Diğer kısmını siz kurtarırsınız. Gazlı söndürmede tamamını ya söndürürsünüz ya da tamamını kaybedersiniz. Yangında cimri davranamazsınız. Yangının çıkmasından değil büyümesinden korkulmalıdır. Tasarımlar yapılırken sürdürülebilir olmasını ve işletmesi de düşünmelidir. Yapılan sistemler sanki hep yapıldığı gibi kullanılabilecekmiş gibi düşünülüyor. Bir havalandırma sisteminde, ısıtma sisteminde siz o sistemin çalışıp çalışmadığını anlarsınız. Ama yangın sisteminde böyle değildir. Yangın oluncaya kadar sistemin kullanılır olup olmadığını bilemiyorsunuz. Yangın olup da sistem bir anda verimli olamıyorsa yatırımın hiçbir anlamı olmuyor. Sürekli güncellenmesi, sürdürülebilir olması önemlidir. Yap-satçılar buna bakmıyor. Ruhsatı alayım, belediyeden geçireyim, sonrası önemli değil diye düşünüyor Türkiye’de yönetmelikler var, bakım esasları belirli ama uygulayan yoksa bir anlamı da yok. Bu konuya dikkat çekmek isterim.

Vakıf ve Derneklerimizin çalışmaları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Türkiye’de önce Tüyak, Türkiye Yangından Korunma ve Eğitim Vakfı kuruldu sonra Yangından Korunma Derneği kuruldu. Vakfın yönetim kurulundayım. Bir sempozyum organize ediyoruz. İki yılda bir yapılıyor, bu yıl ‘’Yangın ve Güvenlik Sempozyumu ve Sergisi‘’nin dördüncüsü 12 – 13 Kasım 2015 tarihlerinde İstanbul’da yapılacak. Ana teması Konaklama ve Sağlık Yapılarında Güvenlik’tir. Ülkemizde sivil toplum kuruluşlarına ilgi çok az. İsveç’te bir kişi en az 6 tane sivil toplum kuruluşuna üyedir.  Sektörün düzenli ve kaliteli yükselmesinde sivil toplum kuruluşlarının çalışması önemlidir.

Benzer İçerikler

Yazar hakkında

Yorum Ekle