Mechanic Dergi

Enerji ve Tesisat Sektörünün En İyi İçerik Kaynağı

Winter in coming !!!

5 Dakika Okuma

Kış eli kulağında, geliyor. Soğutma grupları, kapalı devre soğutma kuleleri, su tesisatlarının bir kısmı v.b. ekipmanlar bina dışında don tehlikesi ile karşı karşıya gelme riski mevcut. Hizmette olan veya hizmete girmek üzere olan tüm işletmelerin bu konu ile ilgili tedbirleri mutlaka vardır ve olmalıdır. Aksi takdirde ekipmanınızın yenilenmesine varan ciddi hasarlar kaçılmaz olacaktır.

Kışın uzun ve çok soğuk geçtiği bölgelerde işin ciddiyeti ve hakimiyeti, İstanbul ve benzeri bölgelere nazaran biraz daha fazladır. Don tehlikesinin en çok sabah güneş doğmadan önceki birkaç saat içinde olduğu unutulmamalıdır. Çünkü havanın en soğuk olduğu zaman bu saatlerdir.

Don tehlikesinden korunmanın genel olarak dört yolu var. Bunlardan biri ekipman içindeki suyu boşaltmak, bir diğeri suyu don zamanlarında devir daim ettirmek, bir diğeri ısıtıcı çalıştırmak ve bir diğeri sisteme glikol eklemek. Her birinin avantajı ve dezavantajları var.

Ekipman içindeki suyu boşaltmak:

Ekipmandaki su boşaltıldığında donacak bir su olmadığından hasar önlenmiş olur diye düşünülmektedir. Avantajı maliyetinin önemsenmeyecek kadar az olmasıdır. Ancak ekipmanların içindeki suyun tamamen boşaltılmadığı ve bu nedenle donarak hasarlandığına birçok kez şahit oldum. Tek dezavantaj bu değil elbette. Ekipmanların ve boruların iç yüzeyleri korozyona karşı korumasızlardır ve suyun boşaltılması ile yerine geçen hava korozyon başlatılacak ve zaman içinde kanser gibi yayılarak ekipmanın ve sistemin ömrünü çok kısaltacaktır. Onlarca yıl kullanacağınız ekipmanları sadece yıllarca kullanabileceksiniz.

Not: Boşaltılan su yerine geçen hava vakum edilerek atılıp yerine saf azot şarj edilmesi ile korozyona engel olunabilir. Ancak pek uygulanabilir bir metot değildir.

Suyu devir daim ettirmek:

Devir daim olan su ekipmanda ve boru yüzeylerinde oluşan sürtünme etkisi ile ısınacak ve donmayacaktır. Böylece ekipmanlarınız dondan zarar görmez. Uygulaması da oldukça basittir. Soğuk ve don olabilecek havalarda suyu devir daim ettirmeniz yeterlidir. Ancak pompaları çalıştırmak maalesef bedava değil ve günümüzde elektrik fiyatları her geçen gün artmaktadır. Çalıştırmanız gerekecek pompaları tespit etmeli, bulunduğunuz bölgede don sıcaklıklarını incelemeniz, kaç gün kaç saat don olabileceğini hesaplayıp devir daim ettirmenin yaklaşık elektrik maliyetini incelemenizi tavsiye ederim. Başka bir sakınca ise suyun don zamanı devir daim etmemesi / edilememesidir. Bu nasıl mümkün olabilir ki. Don tehlikesi olduğu saatlerde elektrikler kesintisi için jeneratörünüz var mı? Var ise bu pompaları besliyor mu? Olası pompa arızalanması durumunda yedek pompa otomatik devreye giriyor mu?

Isıtıcı çalıştırma:

Tesisatlar için başarılı bir seçenek iken maalesef her ekipman için uygun değildir. Hava soğutmalı soğutma grubu evaporatörü veya kapalı devre soğutma kulesi için uygulanabilir bir yöntem değildir. Hava soğutmalı soğutma grupları evaporatörlerinin üzerindeki ısıtıcılar kısmi bir koruma sağlamakla beraber hava koşullarından oluşturacağı don tehlikesine karşı konulmuş bir tedbir değildir. Ayrıca içlerinde saf su bulunduran absorbsiyonlu soğutma grupları gibi cihazlar her ne kadar iç mahal cihazları olsa da bulunduğu ortamların sıcaklıkları aşırı soğuklarda eksi derecelere düşebilmektedir. Bu tip ekipmanların bulunduğu mahallerin sıcaklığının 5 ℃  sıcaklığın altına düşürülmemesi gerektiğini unutmamak gerekir.

Glikol eklemek:

Israrla glikol diyorum çünkü otomotiv için kullanılan antifiriz endüstriyel uygulamalar için uygun değildir. Pek çok otomotiv antifiriz ürünü glikol bazlı değildir, alkol ve gliserin yanı sıra eşanjörlerde ısı transferini düşüren ve contaları yıpratan silikat bazlı inhibitörler içerirler.

Endüstriyel proseslerde genellikle kullanılan glikol tipi Etilen bazlı glikoldür. Akış hızı, ısı transfer ve basınç kaybına etkisi düşük olduğundan verimlidir. Toksisitesi yüksek olduğundan içecek ve gıda endüstrisinde kullanılmamalıdır. Büyük bir miktar yutulması halinde kusma, uyku hali, koma durumu, solunum yetmezliği ve kalp, börek, karaciğer hasarlarına sebep olurken solunması halinde ise boğaz ve üst solunum yollarında tahrişe sebep olur¹. Propilen bazlı glikol düşük toksisiteye sahip olduğundan gıda ve içecek endüstrisinin tercihidir.

Endüstriyel glikoller korozyon ve pas oluşuma karşı gerekli biyosit ve inhibitörleri içerirler. Ancak kirli tesisat suyunu var ise glikol ve su karışımını eklemeden önce uygun şekilde yıkanması, temizlenmesi hatta re-flushing yapılması iyi olacaktır.

Sisteminizdeki veya ekipmanınızdaki düşük glikol ve su karışımına glikol eklemesi yaparken asla ama asla farkı marka ve/veya tür glikol eklemeyiniz. Çünkü her bir glikol üreticisi, glikolün içine farklı inhibitörler ve farklı kimyevi renklendirici ile boyarlar. Bu farklı glikollerin karışması ile oluşabilecek reaksiyonlar sonucunda pislik tutucularınız kirlenebilir, glikol su karışımınızın donma sıcaklığı yükselebilir ve eşanjörlerinizde ısı transferini azaltıcı katmanlar oluşmasına neden olabilir.

Daha fazla bilgi ve teknik detaylar için şartlandırma firmanız ve/veya glikol tedarikçiniz ile görüşmenizi tavsiye ederim.

Hasarsız bir kış geçirmeniz dileklerimle…

¹ https://www.epa.gov/sites/production/files/2016-09/documents/ethylene-glycol.pdf

Bir Cevap Yazın