Mekanik Tesisat Projelerinde Yerli Ürün Kullanımı Özendirilmelidir

20 Yılı aşkın, birikim ve tecrübe ışığında, mekanik tesisat mühendisliği konularında geçerli, ulusal ve uluslararası şartnamelere uygun düzeyde çözümler üretmeyi başaran Beta Teknik’in firma sahibi, makine mühendisi Cafer Aktürk ile kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde başlayıp İstanbul’da sürdürmekte olduğu aile yaşantısını, iş hayatını ve başarılarını konuştuk. 

Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1965 yılında deyim yerinde ise kuş uçmaz kervan geçmez bir yer olan Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Bolucan köyünde doğdum. Doğduğumda bu köyde herhangi bir sağlık ocağı veya ebe bulunmuyormuş. Doğum köyün en tecrübeli kadını tarafından, diş çekimi köyün berberi tarafından gerçekleştiriliyordu. Gerçi halen durum bu noktadan pek de farklı değil… Ama tüm bunlara rağmen annem dokuz çocuk yapmayı becerebilmiş. (Son iki kardeş İstanbul’da doğdu). Ben 3.  sırada kendime yer bulmuşum… Oradaki koşulların elverdiği şartlarda 10 yaşıma kadar yaşadım. İlkokulun ilk dört yılını burada tamamladım. 1975 yılında İstanbul’a taşındık. İlkokul beşinci sınıfı Ümraniye Çakmak ilköğretim okulunda tamamladım. Ümraniye lisesinde ortaokul ve lise öğrenimimi tamamladım. Ekonomik koşullar nedeniyle Üniversiteyi İstanbul’da okumak zorundaydım. Nitekim iki aşamalı olan üniversite sınavını sayısal sorular sayesinde kazandım. Böylece üniversite yıllarım Yıldız Üniversitesi’nde başlamış oldu. 1986 yılında mezun olduktan sonra yine Yıldız Üniversitesi’nde endüstri bölümünde yüksek lisans eğitimine başlayıp 1988 yılında tamamladım. Yüksek lisans eğitimini aldığım 2 yıl boyunca Kadıköy’de Genpa Mühendislik ’de proje hayatına başladım.
Bu firma proje ve uygulama işleri yapardı. Ben proje çizim bölümünde çalıştım. Rapido kalemler ile aydınger kâğıdına çizim yapardık o zamanlar. En sevmediğim durum yanlış çizim ya da revizyon olunca jilet ile aydınger üzerindeki çizimin kazınarak temizlenmesi işi idi. Her seferinde aydıngeri yırtma becerisi gösterirdim. 1988 yılında yüksek lisans eğitimi bitince yine aynı firmada çalışan bir arkadaşım ile beraber halen devam etmekte olduğum Beta Teknik Ltd. Şti. firmasını kurduk. Serbest ticaret hayatımda bu vesile ile başlamış oldu. Mühendislik haricinde 1989 -1991 yılları arasında tekstil baskı işi ile ilgili bir ticari faaliyetimde oldu. En iyi kazancı o işte yapmıştım. Irak savaşı nedeniyle tekstil çökünce bende bu sektörde faaliyetlerime son verdim. Saddam bana iyilik mi yaptı kötülük mü yaptı bilmiyorum. Kazanç olarak kötülük yaptı ama bütün ağırlığımı kendi mesleğime vermemi sağladığı da bir gerçek. Şimdi mutlu olduğumu söyleyebilirim.

Sizi tanımlayacak özelliklerinizi de bilmek isteriz.

Hayata hep pozitif bakan bir yapım vardır. En üzgün anımda bile neşeli olmak için kendime bir olanak yaratmada becerikliyimdir. Aynı zamanda sabırlı biriyimdir. Bu nedenle çevremde peygamber sabrın var dendiği çok olmuştur. Hayat çok kısa o yüzden basit detaylara takılıp boğulma der kendimi motive ederim. Ancak sabrım takribi yılda bir kere tükenir o zamanda kısa süreli inanılmaz agresif olduğumda bir gerçektir.

Türk Tesisat sektörü hakkında düşüncelerinizi merak ediyoruz…

Her zaman yarın bugünden daha iyi olacaktır diye hayata bakış açım vardır. Bu nedenle olumsuzluklar olsa da gittikçe iyi yönde ilerlediğimizi düşünüyorum. Teknolojinin gelişmesi ve ülkemizde genç nüfusun sağlam bir şekilde iş yaşamına giriyor olması ülkem adına beni hep umutlandırmıştır ve bu umudum halen devam etmektedir. Ancak son yıllardaki eğitim sistemindeki sürekli değişiklikler yeni bilgili bir neslin yetişmesine engel teşkil edeceğine inanıyorum. Üniversiteler ile sektör arasındaki irtibat neredeyse kopma durumuna gelmiştir. Hatta bir bina bulan üniversite açar duruma gelmiştir. Bu durum çok fazla sürdürülebilir değildir. Nitelikli iş gücüne ihtiyaç vardır. Üniversite bitirmiş ancak işsiz kalmış gençler görmek hepimizi üzmektedir. Beş yılını harcattığımız gençlerin o meslek ilgili değil de başka iş kollarında iş kovalamak zorunda kalmaları ülke ekonomisine ve insan gücüne ciddi zarar vermektedir. Bu nedenle ihtiyaca göre üniversitelerde eğitim verilmesi daha doğrudur. Meslek liseleri özellikle kuvvetlendirilmeli ve teşvik edilmelidir. Ara insan gücüne ciddi ihtiyaç olduğu aşikardır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen sektörümüz gittikçe gücünü arttırmaktadır. Gerek yurtiçi ve gerek ise yurtdışında yaratmış olduğu katma değer aslında bize nasıl bir seyir izlediğimiz ile ilgili gerekli veriyi vermektedir. Daha iyi olmak için yeterli bilgi ve donanıma sahip insan gücümüzün olduğuna inanıyorum. Yeterli kaynak yaratabilirsek çok daha başarılı bir performans sağlayacak dinamik bir sektörümüz bulunmaktadır. Ancak sektörümüzde yerli ürün üretiminde henüz istenilen noktadan çok uzaktayız. En çok üzüldüğüm konulardan biri ülkemizde çok sayıda üretici olmasına rağmen gerekli kaynağı yaratıp üretim yapmadıklarından ses izoleli pis su borusunu ithal ediyor olmamızdır. Bu basit bir örnek olduğu için belirtmek durumunda kalıyorum. Benzer çok ürün için de durum aynıdır. Bu kadar basit bir ürün için bile ülke kaynaklarının yurtdışına transferi beni üzmektedir. Bir kaç yıldır gerek bu konuda ve gerekse sektörümüzü ilgilendiren bazı ürünlerde yerli imalatların kendini geliştirmek için bir çaba içerisinde olduklarını da görmek mümkündür. Hepimiz bu gayret içerisinde olan imalatçıları desteklersek eminim ki daha başarılı sonuçlar elde ederiz. Ben şahsen şartnamelerimde ve marka listesinde yerli imalatı kullandırmak için özel bir gayret sarf etmekteyim. Umarım yakın bir gelecekte dünya çapında isim yapan markalar yaratma becerisini gösteririz. Bu tamamen biz tasarımcılara ve uygulamasını yapan meslektaşlarımızın katkıları ile desteklendiği oranda gerçekleşir. Başaracağımıza eminim….

Tüm projelerde mimari, statik, mekanik ve elektrik disiplinleri şu anda birlikte çalışıyorlar sizce istenilen noktada mıyız?

Bence yeterli noktaya çok yakınız. Maddi kazanç anlamında üretilen hizmetin uzağında olmamıza rağmen tüm disiplinler ciddi bir emek ve gayret ile çalışıyorlar. En büyük sıkıntı program yapamama sıkıntısıdır. Maalesef işverenlerimizin yapacakları yatırım noktasındaki karar değişiklikleri inanılmaz revizyonlar yaratmakta ve bu bize büyük bir iş yükü olarak geri dönmektedir. Aynı zamanda işlerin programsız ilerlemesi tüm disiplinlerin programlarını etkilemekte ve her disiplinin de kendi iş programları bir biri ile örtüşmediği için de dönem dönem ciddi sıkıntılar yaşayabilmekteyiz. Yine de tüm olumsuzluklara rağmen ciddi bir başarı sağladığımızı da söylemek gerekir. Bu nedenle tüm sektör çalışanlarımızı çalışkanlıklarından dolayı tebrik ediyorum.

Bize ilk prestij projeniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Benim ilk ve en büyük projem Tekstilkent’tir. 1992 yılında başladığım ve 2 yıl süren bir proje. 880.000 m2 kapalı alanı olan bir proje. İmalat ve depolama amaçlı projede 35 adet işyeri bloğu, bir iş hanı bloğu, bir çarşı binası, satış ağırlıklı düşünülen bir yapı ile 3 adet depolama bloğundan ibaretti. Ayrıca 2 adet kule ofis yapısı bulunmaktaydı. Ancak ofis kule yapıları uygulaması yapılmadan başka bir kuruluşa belli bir anlaşma ile komple devredildi. Bu iki blok için yalnızca iş sonunda teknik kontrollük ve iş kabulü noktasında bulundum.

Bu projenin iklimlendirme sistemlerini nasıl çözdünüz?

Burada her blok kendi içinde bağımsız ısıtma sistemi olacak şekilde tasarlandı. Yatırımcı ilk başta yalnızca ısıtma istediği için sistemi bu şekilde tasarladık. Yatırımcının Singapur’da benzer bir tesis ziyaretinde bulunması ile proje seyri değişti. Oradaki konfordan çok memnun kalması ile bu projede de benzer bir konforun sağlanmasını istedi. Doğal olarak proje revizyonu yapmak durumunda kaldık. Tabi bu talep inşai olarak ve mekanik altyapının belirli bir noktasında oluştuğunda işimiz o kadar da kolay değildi. Yapılan imalattan maksimum seviyede faydalanmak gerekiyordu. Isıtma mantığına uygun olarak her bir blok için hava soğutmalı (her bloğun 550 kW soğutma yükü bulunmaktadır) chiller kullanmak suretiyle sistem tasarımı gerçekleştirildi. Burada imalat ve depolama olduğu için ofis konforuna ulaşmak gibi bir hedef yoktu. Asgaride sağlanacak bir konfor söz konusu idi. Bu nedenle de iki borulu fan-coil sistemi ile tasarım gerçekleştirildi. Ancak tüm alt yapı imal edilmesine rağmen chiller alımı gerçekleştirilmediği için tesiste yerleşim ile beraber split klima ile çözümler üretilmesi beni derinden üzmüştür. İnanılmaz bir yatırım yapılmasına rağmen atıl olarak kalan bir imalat türü. Eminim ki ülkemizde buna benzer yatırımcı kararları bulunmaktadır. Bunlar aslında cebimizden havaya uçan kaynaklarımızdır. Bunun anlatmamım sebebi o günlerden bugünlere gelirken çok yol kat ettiğimizi görmek içindir. Gerek yatırımcı ve gerekse tasarımcılar olarak artık çok daha kararlı ve doğru yatırımlar gerçekleştirmekteyiz. Ve en önemlisi enerji verimli binalar yaratabilme becerisini gösterebilmekteyiz.

Enerji verimli bina çözümlerinden bahsetmişken bize bu konuda örnek verebilir misiniz?

Zorlu Center projemiz de yeni hayata geçmeye başladı. Karma bir proje olarak hayata geçen bu projede Kültür Merkezi, Ofis, Otopark katları, AVM, Teras Evler ile Kule Konut blokları ve Otel bloğu birimlerinden oluşmaktadır. Isıtma ve soğutma sistemi merkezi olarak tasarlamıştır. Chiller plant yazılımı kullanılarak chiller verimleri maksimum seviyeye çıkarılmıştır. Klasik deyimle %50 kapasite çalışma şartlarında COP: 11 seviyelerine çıkabilmektedir. Klima santralları, taze hava santralları, sirkülasyon pompaları, çok sayıda egzoz ve taze hava fanları frekans kontrollü seçilmiştir.
Ayrıca Klima santrallarında taze hava ile egzoz havası arasında ısı ve nem transferi yapabilen higroskopik enerji geri kazanım rotoru ile sıcaklık ve nem kontrolu sağlanarak enerjiden önemli ölçüde tasarruf edilmesi amaçlanmıştır. Gerçekleştirilen otomasyon sayesinde klima santrallarında uygun dış hava koşullarında free cooling yapılabilmektedir.
Binada gri su, yağmur suyu ve HVAC cihazları yoğuşma suları toplanıp yeniden kullanılması ile önemli ölçüde su tasarrufu sağlanmıştır.

Şu anda üzerinde çalıştığınız prestijli bir projenizin sistem çözümleri hakkında bilgi verebilirmisiniz?

Halen devam etmekte olduğum şimdilik adını açıklayamayacağım bir projemde deniz suyundan da faydalanacak şekilde bir tasarım yapmaktayız. Yapı denize sıfır olduğundan böyle bir kaynaktan faydalanmamak olmazdı. Söz konusu proje yine karma bir yapı olarak planlanmaktadır. Alışveriş alanlarında su kaynaklı ısı pompası ve ofis ile otel yapılarında ise dört borulu fan-coil kullanılacak olup tüm sistemler primer devrede birleştirilecektir. Sistemlerin açığa çıkardıkları enerjilerinden maksimum faydayı elde etmek ana amacımızdır. Bu sayede önemli ölçüde enerji tasarrufu sağlanacaktır. Aynı zamanda soğuk oda klima sistemi de su kaynaklı olarak seçilecek olup açığa çıkan enerjiden faydalanılacaktır. Gerekli olan tüm klima santrallarında ve sirkülasyon pompalarında frekans kontrolu ön görülecektir. Binada gri su, yağmur suyu ve HVAC cihazları yoğuşma sularını toplayarak geri kullanım için değerlendireceğiz.
Yapı için, BREEAM Very Good ya da BREEAM Excellent hedeflenmektedir.

Bize başlangıçtan bu güne kadar önem verdiğiniz diğer projelerinizden bahsetmenizi istersek…

Proje hayatımda birçok ofis, konut, AVM, hastane, fabrika, otel vb. onlarca projeye imza attım. Bunlardan bazılarını sayacak olursak; Emaar Toskana vadisi, Eston Deniz Evler, Dekar Günışığı Evleri, Eczacıbaşı Zekeriyaköy Ormanada, projeleri kendi özelinde çok güzel villa yapılarından oluşan projelerdi. Mimarisi ile çok öne çıkan ve benimde çok sevdiğim bir proje de Folkart Narlıdere konutlarıdır. Burada ısıtma olarak döşemeden ısıtma sistemini seçtik. Çünkü şehirde termal ısı alt yapısı vardı. Bu nedenle bu kaynaktan faydalandık.

Endüstriyel tesis projeleri yaptınız mı?

1990’lı yıllarda nerdeyse her ay bir fabrika projesi yapardık. Ancak geldiğimiz süreçte yılda bir adet endüstriyel tesis projesi yaptık mı seviniyoruz. Bu nedenle bu tür projelere özel önem veriyoruz. Tüm personel bu tür projelere hasret kaldığından yapmak adına özel gayret sarf ediyor. Açıkçası bende aynı durumdayım. Umarım tüketim toplumundan üretim toplumuna hızlı bir geçiş sağlarız.
Önemli endüstriyel tesis projelerimizden bazıları ise; Kale P&W Fabrika Binası… Boing için çeşitli ürün imalatı yapılan bir yatırım…
Kale Altınsoy Robotik ve Otomasyon Fabrikası. Bu projeyi yaptığımda ilk defa öğrendiğim bir bilgiden dolayı çok sevinmiştim. Ülkemiz adına umutlu olmak için çok güzel bir haberdi. Çünkü bu fabrikada tam otomasyonlu robot üretimi yapılacaktı. İlk değil daha önceleri de yapılıyormuş, büyüme ihtiyacından dolayı bu fabrikayı yapmaları gerekiyordu.
Süleymaniye Demir Çelik fabrikası… Kuzey Irak Süleymaniye bölgesinde yapılan bir yatırım.

Elinizde sihirli bir güç olsa ne dilersiniz?

Elimde sihirli bir güç olsa; sektörüm ile ilgili, marka değeri dünyada birinci olan bir Türk Mühendislik Firması yaratmak isterim.
Sektörüm haricinde ise, insanların huzur içinde yaşadığı, demokrasinin tüm kuralları ile işlediği, kimsenin aç ve açıkta kalmadığı, savaşların olmadığı, barış içinde yaşanılan bir dünyada yaşamak. Tabi özellikle kendi ülkemde bunları daha önce görmek isterim.
Sayın Cafer Aktürk’e samimi paylaşımları için çok teşekkür ediyor, Mechanic Dergisi adına başarılarının devamını diliyoruz. 

Benzer İçerikler

Yazar hakkında

Yorum Ekle