Mekanik Tesisat Projelerinde Sertifika Almak Amacımız Değil Aracımız Olmalıdır

Bu sayımızda ülkemizin çok değerli bir mühendisi ve sektörümüzün duayeni, TTMD Başkanı ve Bahri Türkmen Mühendislik Müşavirlik Ltd.Şti’nin sahibi, Sn. Bahri Türkmen ile 40 yıla yaklaşan meslek hayatı ve 20 ülkede gerçekleştirdikleri mekanik tesisat projeleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Merhaba, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Bize kendinizden kısaca söz eder misiniz?
1953 yılında Ankara’da doğdum. Orta Okulu TED Ankara Koleji’nde, Liseyi Ankara Fen Lisesi’nde ve Üniversite Eğitimimi ODTÜ Makina Mühendisliği’nde tamamladım. 1976 Ocak ayında da hem ODTÜ Makina Mühendisliğinde Master Programı’na hem de benim ve birçok meslektaşım için ayrı bir okul olan Celal Okutan Mühendislik Bürosu’nda part- time çalışmaya başladım. Master konum ‘Bilgisayarlı En Uygun Dişli Kutusu Tasarımı’  idi. Esasen ben ODTÜ Makinanın mekanik bölümünü bitirdim ama aklımda hep serbest çalışma arzusu olduğu için hiç olmazsa Master eğitimim süresince bu şansımı denemek istemiştim. Sonra bir de baktım ki tam üç buçuk yıl Celal Okutan ile birlikte çalışmış ve birçok önemli yapının tasarım sürecinde yer almışım.
1978 yılı sonunda bu kez Gürmen Mühendislik Ltd’nin kurucu ortağı oldum ve oradaki çalışmalarım tam 22 yıl sürdü. 2000 yılından bugüne kadar da Bahri Türkmen Mühendislik, Müşavirlik Ltd Şti’nin sahibi olarak mekanik tesisat tasarım işlerine devam ediyorum.
Sizin bir de sivil toplum derneklerinde görevleriniz var,  biraz da onları anlatır mısınız?
1992’de Tesisat Mühendisleri Derneği’nin kurucu üyeleri arasında yer aldım. 2. dönem yönetiminde üye olarak çalıştım. Ancak o zaman anladım ki sivil toplum kuruluşlarında çalışmak gerçekten çok fedakârlık istiyor, zaman istiyor ve çalışmak istiyor.  Bu süreç için öz eleştiri yaptığımda kendimi çok başarısız buldum ve uzunca bir süre aktif olarak TTMD de yer almadım. Ancak 2013’de yeni yönetimin seçileceği Genel Kurul’da arkadaşlarım beni aday gösterdiler ve bildiğiniz gibi TTMD’nin 11. Başkanı oldum. Başarısız bir deneyimden sonra neden adaylığı kabul ettiniz diye sorarsanız cevabım kısa ve net olacak. Sektör ve mesleğim için. 40 yıla yaklaşan meslek hayatımın bu şekilde taçlandırılması gerçekten onur verici. Bunu ancak yaşadığınız zaman anlıyorsunuz. Görev alınmaz verilir diye kabullendiğinizde de bu onurlu görevden kaçamıyorsunuz.
Biraz da hobileriniz ve sizi tanımlayacak özelliklerinizi anlatır mısınız?
Herkesin kabul ettiği ve söylediği en önemli özelliğim, çok sakin olmam ve asla sinirlenmemem. Surat astığımı ve kavga ettiğimi hemen hemen hiç göremezsiniz. Bir esnaf çocuğu olmam ve aklımın her zaman hislerimin önünde gitmesi buna neden olsa gerek. Hayatta en önemli uğraşım kendi kendimi aşmaktır.
Çok geniş bir arkadaş gurubum vardır. Hala ilk, orta, lise, üniversite arkadaşlarımla irtibatımı koparmamışımdır. Tabii çok sayıdaki meslektaşımla her zaman görüşürüm. Herkese nasip olmayan bir özelliğim halen doğduğum evde oturmam ve bunun neticesinde mahalle arkadaşlarım.
Hobilerim ise seyahat etmek, spor yapmak, her türlü spor müsabakasını izlemek, kartpostal biriktirmektir.
Tesisat sektörünü nasıl görüyorsunuz?
Tesisat sektörünü değerlendirirken kendimizi Türkiye’nin genel durumundan ve diğer sektörlerden ayırmamız lazım. İnşaat sektörü, ülkemizde her zaman en hızlı ve en büyük ilerleme kaydeden sektör olmuştur. Bu durumda da tesisat sektörü bu gelişmelere her zaman ayak uydurmuştur. Hatta inşaat sektörü içinde en fazla gelişim göstereni olmuştur. Enerji üretimi ve enerji kullanımı dünyanın bir numaralı problemi oldukça bu her zaman böyle olacaktır.
Tabii tesisat sektörünün gelişimini anlatırken bunun sadece ülkemizde kullanılan son teknolojik sistemler değil, bir bütün olarak ele almamız gerektiğine inanıyorum. Öncelikle mekanik tesisat tasarımcılarının ve müşavir firmalarının kendilerini geliştirmeleri ve dünyaya açılmaları gerekiyor. Bunun için tüm tasarım işleriyle uğraşan meslektaşlarımızın mutlaka en az bir yabancı dili çok iyi bilmeleri lazım. Bu şekilde tüm dünyadaki en son yenilikleri, gelişmeleri takip etme şansını yakalayacaklardır. Daha sonra tasarım ve müşavirlik firmalarının yurtdışına açılmaları ve buralarda güçlü olmaları gerekiyor. Zühtü Ferah kardeşimin de her zaman dediği gibi bunun ancak Türk tasarım firmaları yurt dışında birleşerek ofis açtığında,  yerleşik düzene geçtiklerinde gerçekleşeceğine inanıyorum.
Firmanızın yurtdışı çalışmalarını sorabilir miyiz?
Benim ve benim gibi firmaların yurt dışında çalışmaları şimdilik maalesef sadece Türk müteahhit firmalarının yurtdışında iş almalarıyla gerçekleşiyor. Esas olarak bizlerin yurtdışında kendi başımıza iş almasıyla başarı sağlanacaktır. Türkiye dahil tam 20 ülkede Mekanik tesisat tasarımlarımız var. Bu ülkeler; Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan, Rusya, Pakistan, Bengladeş, Ürdün, Cezayir, Libya, Mısır, Nijerya, Irak, Kuzey Irak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Belarus, Almanya ve Venezüella.
Tesisat sektörümüzün geleceğine dönersek…
Tesisat sektörünün geleceğini parlak görüyorum. Ancak her ortamda belirttiğimiz gibi kalitemizden, teknik alt yapı gelişimimizden, meslek onurumuzdan asla taviz vermememiz şartıyla. Tüm bunları sağlamak için var olan, başta TTMD olmak üzere, tüm sektörel derneklere, üretici ve satış yapan firmalarımıza büyük görevler düşüyor. Profesyonel mühendislik, mesleki sorumluluk sigortası ve etik kurallar gibi tüm dünyada uygulanan ama ülkemizde olmayan kavramları anlayıp ülkemize yerleştirdiğimizde tesisat sektörü hak ettiği yeri alacaktır… Ve tabii eğitim,  eğitim, eğitim… Üniversitelerimizden başlayarak her seviyede eğitim düzeyimizi mutlaka arttırmamız gerekiyor.  Sektörel dernekler, meslek odaları bu konuda destek veriyorlar ve vermeye devam edeceklerdir ama öncelikle meslektaşlarımızın kendi kendilerini aşmak ile ilgili her türlü gayret ve çabanın içinde olmaları gerekmektedir.
Son yıllarda mekanik tesisat tasarım hizmetlerinin geldiği nokta nelerdir? Diğer tasarım mimar, mühendislik guruplarıyla ilgili çalışmalar nasıl olmalı? Bundan 10 yıl önceki tasarım kriterleriyle bugünküler arasında ne farklar vardır? 
Biraz önce söylediğim gibi enerji üretimi ve enerji kullanımının çok önem kazandığı zamanımız da bizim de mekanik tesisat tasarımlarımızda bu konu ön plana çıkmaktadır. Diyebilirim ki nerdeyse son 6-7 yıldır tüm tasarımlarımızda enerji verimliliği ön plana çıkmaktadır. Bunu için artık bütünleşik tasarım, enerji simülasyonları, enerji kimlik belgeleri hep kullandığımız kelimeler. Örneğin herkes çok iyi yabancı dil bildiğini söyler ama ne kadar iyi. Yurtdışında biliyorsunuz bunla ilgili seviye tespit sınavları var. Giriyorsunuz imtihana, aldığınız puana göre sizin yabancı dil seviyeniz belirleniyor. Tıpkı bunun gibi sizin yapınız ne kadar enerji verimli, moda deyimiyle ne kadar yeşil diye sorduklarında Uluslararası Sertifikalardan birisi elinizde olduğunda insanlar hemen fikir sahibi olabiliyor. Ben Türkiye’nin kendi sertifikasını artık oluşturması gerektiğine inananlardanım.
Ama bu olmadığından Leed Platin Sertifikası’na sahip Türkiye’de ki ilk bina olan Eser İnşaat Yönetim Binası’nın tasarımında bulundum. O projede Prof.Dr.Haluk Pamir, Prof.Dr.Birol Kılkış , Dr.İbrahim Çakmanus, Arif Künar ile birlikte çalışma imkanı buldum.
Daha sonra Malatya’daki Kavuklar Camii projesinde Eko Denge A.Ş. ile tasarım aşamasında birlikte çalıştık. Mesela o projemizde kazan ve soğutma gurubu olmadan yapının ısıtma ve soğutmasını yenilenebilir enerji kaynakları ile sağladık.
Turgut Özal Tıp Merkezinde Prof.Dr Birol Kılkış hocamızla birlikte Biogaz kullanarak Tri-Jenerasyon kullanarak tüm hastanenin elektrik üretimi, ısıtma-soğutma ihtiyacını karşıladık.
Ankara’da yapımı 20 seneden fazla süren CSO Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Projemizde teknik gelişmelere uygun olarak Tri-Jenerasyon Sistemini projelendirerek eski tasarımlarımızda gerekli revizyonları yaptık.
İstanbul’da yapımı başlanan Şişli Ok Meydanı ve Göztepe Hastane projelerimiz de başlangıçta hiçbir hedef konulmamışken yaptığımız tasarımlarla zaten Uluslararası Sertifika Sistemlerinde belli bir seviyeye sahip olduğumuz görüldü.
Diyorsunuz ki sertifika almak aracımız olmalı.
Evet, sertifika almak amacımız değil aracımız olmalıdır. Biz zaten olması gereken bir tasarım yapmıştık. İdare sertifika almaya karar verdiğinde zaten tüm alt yapı hazırdı. UNDP Birleşmiş Milletler kalkınma Projesi kapsamında Tapu Binası ve Meslek Lisesi Projelerinde Eko Denge A.Ş. ve Uluslararası bir gurupla enerji etkin tasarımlarını tamamladık. Avrupa Birliği Projeleri kapsamında yine Eko Denge A.Ş. ile birlikte Ankara Fen Lisesi’nin enerji etkin hale getirilmesine başladık. Gördüğünüz gibi artık hep farklı şeylerden söz ediyoruz.
Son olarak söylemek istedikleriniz…
Son olarak 40 yıla yaklaşan meslek hayatımda bana her zaman destek olan başta aileme, bugüne kadar beraber çalışma imkânı bulduğum mühendisiyle, teknikeriyle gelmiş geçmiş tüm ekip arkadaşlarıma, Mimar, İnşaat, Elektrik Mühendisi Tasarım arkadaşlarıma tekrar tekrar teşekkürlerimi sunarım.
Mechanic Dergisi olarak, Bahri Türkmen’e görüşlerini paylaştığı için teşekkür ederiz.

Benzer İçerikler

Yazar hakkında

Yorum Ekle