Mekanik Tesisat Projelerinde Enerji Etkin Sistemler Tercih Edilmelidir

Türkiye’de mekanik tesisat projelendirme hizmetlerini çağdaş ve ileri ülkeler seviyesine ulaştırmak ve her zaman bu sektörde öncü olmak misyonunu benimseyen GN Mühendislik Genel Müdürü Gürkan Görgün ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Mechanic ailesi olarak, verdiği içten cevaplar için kendisine teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Gürkan Bey, bize kendinizden ve eğitim hayatınızdan bahseder misiniz?
1963 yılında İstanbul’da doğdum. İlköğretimimi İstanbul Aksaray’daki Oruçgazi İlköğretim Okulu’nda tamamladıktan sonra ortaöğretim sınavında İstanbul Erkek Lisesi ve Robert Koleji’ne giriş hakkı kazandım. Babam İnşaat Yüksek Mühendisi idi ve İstanbul Belediyesi İmar İşleri’nde çalışıyordu, yani devlet memuru idi. Bu nedenle o dönemde önemli bir eğitim parası isteyen Robert Koleji yerine zaten aile okulumuz olan parasız İstanbul Erkek Lisesi’ni tercih ettik. İstanbul Erkek Lisesi çok köklü ve eğitimi çok iyi bir okuldur ve bana ileriki yıllarda kullanacağım pek çok değer katmıştır. Üniversite sınavlarında İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’ni kazanarak yüksek eğitimimi bu okulda tamamladım. Üniversite yıllarımın hemen akabinde İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme İktisadi Enstitüsü’nde master yaparak eğitim hayatımı tamamladım.
İş hayatına nasıl başladınız, üyesi olduğunuz dernekler var mı?
Sırası ile Kadirbeyoğlu İnşaat, Çilingiroğlu Mühendislik, DESA, AGM firmalarında proje ve saha uygulama işlerinde çalıştıktan sonra kendi firmam olan GN Mühendislik Proje Teknik Müşavirlik Ltd. Şti. firmasını kurarak iş hayatına atıldım. Halen de aynı firmam ile mekanik tesisat konusunda proje ve müşavirlik hizmetleri veriyorum. Mezun olduğum okulların mezunlar dernekleri haricinde ASHRAE, NFPA, Makine Mühendisleri Odası, Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği gibi mesleki derneklere üyeliğim yanı sıra Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre üyesiyim.
Sizi tanımlayacak özellikleriniz nelerdir?
Beni tanımlayacak özelliklerimi anlatmadan önce kişiliğimin gelişmesinde en çok İstanbul Erkek Lisesi’ndeki yıllarım oldu diyebilirim. Bu yaş olarak da herkes için aynıdır sanıyorum. Yani bir insanın kişilik gelişimini oluşturan yıllar ortaokul ve lise dönemleri oluyor genellikle. Benimde ortaokul ve lise yıllarımda konusunun uzmanı Alman ve Türk eğitimciler ile uzun süreli birlikte olmam bu konuda önemli olumlu katkıda bulunmuştur diye düşünüyorum. Ben özellikle son yıllarda Enerji Etkin bina sistemlerinin de dünyada artan bir oranda kullanılması ve gelişmiş ülkelerin bu konuda çıkardıkları bina standartları ve normlarının paralelinde tasarladığım binalarda bu tip yüksek teknoloji gerektiren sistemlere yer verdim. Ben karakter özelliğim olarak bu tip konularda öncü olmayı çok seven bir kişiliğe sahibim. Fakat sonuçlarından emin olmadığım sistemleri de kullanarak işverenleri zarara uğratmayı da kesinlikle istemem. Bu nedenle çok fazla yurtdışı periyodik dergi takip etmemin yanında bu gibi enerji etkin sistemlerin kullanıldığı öncü binaların yerinde giderek görülmesi ve tasarımcıları ile temas kurularak görüşlerinin alınması da dahil çeşitli metotlar kullanarak önce bu sistemlerin istenen verimde ve performansta çalışacağından emin olduktan sonra yatırımcıya teklif ediyorum.
Türk tesisat sektörünü nasıl görüyorsunuz?
Türk tesisat sektörü de üst sektör olan inşaat sektörüne bağlı olarak pek parlak bir durumda değil, bu düşüş yaklaşık olarak son 3-4 yıldır gözle görülür bir ivme ile hissedilebilir durumdadır. Ne yazık ki ülkemizin tüm sektörlerinde oluşan vahşi kapitalist yaklaşımın etkileri direk olarak inşaat sektörüne de yansımakta ve doğal olarak da biz tasarımcıların omuzlarına binmektedir. Teknik olarak tesisat sektöründeki ilerleme daha çok tasarımda gözlemleniyor. Fakat uygulama firmaları için aynı şeyi söylemek şu an için ne yazık ki mümkün değil. Tasarım safhasının mesleki kontrollük kısmında uygulama firmaları ile yakın temaslarımız oluyor. Burada ise genellikle tasarladığımız yüksek teknoloji ihtiva eden sistemlerin hem uygulayıcı tarafından tanınmaması hem de biraz uygulamada araştırma ihtiyacı duyulması nedeni ile uygulama mühendisleri tarafından keşke VRF yapsaymışsınız rahat ederdik şeklinde yorumlarıyla karşılaşıyoruz. Şimdi burada düşünmemiz gereken şudur; tasarımcı olarak zaten aşağıya doğru hızla düşen tasarım fiyatlarına paralel olarak daha az adam*saat harcayarak basit sistemler mi tasarlamak ya da önemli mühendislik adam* saati harcamamız gereken ve insanı gerçekten yıpratan enerji etkin sistemlerle mi tasarıma devam etmek mi gerekiyor? Burada tabii ki ekonomik olarak düşünürsek birinci yol daha mantıklı gözüküyor. Fakat ben mühendislik konusunda araştırma ve geliştirmeyi sevdiğim için ve mesleki tatminin daha fazla olduğu 2. yolu kendime benimsemiş durumdayım. Burada kazanç faktörünü de 2. plana atmak zorunluluğunu da mutlaka göz önüne almak gerekiyor. Sonuç olarak bu aşağıya doğru gidişin dip noktaya vurarak yakın zamanda hızlı bir yukarı doğru ivmelenme şekline evirileceğinin umudunu hala korumaktayım.
Tüm projelerde mimari, statik, mekanik ve elektrik disiplinleri şu anda birlikte çalışıyorlar sizce istenilen noktada mıyız?
Tüm projelerde birlikte çalışıyorlar dersek yanılmış oluruz. Belli bir tümleşik tasarım riski oluşturan büyük projelerde tüm ekipler birlikte çalışıyorlar bu doğru ama bu tüm projeler içinde hala yüzde 50 değerinin altında kalmaktadır. Bazı yatırımcılar özellikle inşaat kültürünü özümseyemeyen tecrübesiz veya tecrübe kazanmayı reddeden önemli bir grup yatırımcı ısrarla tasarımın inşaat prosesi içerisindeki önemini anlamayarak önce mimari projesini tamamlattırarak alt disiplinleri ise maliyetten kaçmak için alt yüklenicilere tasarım dahil veriyor. Sonuçta özellikle elektromekanik de ara kademe olması gereken tasarımcı öğesi ortadan kaldırılarak kendi görüşlerine göre tasarruf yapmaya çalışıyorlar.
Fakat gelişmiş ülkelerde kendi disiplinleri içindeki toplam maliyetin %6-8’i kadar olan tasarım bedelleri ülkemizde son yıllarda dramatik bir şekilde düşmesine rağmen ki yaklaşık %1-1,5’luk bir bedeli alan kendini şanslı saymaktadır, bu bedeller bile yatırımcıya çok gelirken her disiplinin uygulama maliyetinin geri kalan %98,5-99’luk kısmını gereken performansta veya verimde çalışmama veya hiç çalışmama gibi risklerle karşı karşıya bırakmaktadırlar. Buda kendi açılarından esas para kaybedecekleri kısımdır.
Bu durumda önerileriniz nelerdir?
Bir tasarımın istenen performansları yakalayabilmesi için mutlaka mimari grup liderliğinde statik, mekanik, elektrik, altyapı, peyzaj tasarım ekiplerinin birlikte uzmanlık isteyen bazı dallar olan yangın, asansör, aydınlatma, akustik, trafik, cephe vs. danışmanlarının yardımı ile tümleşik tasarım disiplininde ortak çalışmaları gerekmektedir.
Ayrıca tasarım süreci işin ihale edilmesi safhasında kesinlikle bitmemeli ve tüm mimari ve mühendislik ekipleri işin uygulaması safhasında mesleki kontrollük yapmalıdır. Aksi takdirde hem yatırımcı hem de ülkemiz kaynak kaybetmekte olup istenmeyen sonuçlar ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır.
Bize prestijli birkaç projeniz hakkında bilgiler verebilir misiniz, sistemleri nasıl çözdünüz?
Ben tasarımlarıma hiçbir zaman prestijli veya prestijsiz olarak sınıflandırarak birine fazla birine az emek harcanmalı gözü ile bakmıyorum. Fakat yatırımcıya önerdiğimiz enerji etkin sistemlerin kabul gördüğü projeler bana daha sıcak geliyor. Belki de diğerlerine göre daha içime sinerek tasarımı tamamlıyorum. Burada son zamanlarda tasarladığım bir değil birkaç projeden bahsetmek istiyorum.
Bunlardan birincisi Thy Teknik A.Ş. bünyesindeki Sabiha Gökçen Havalimanı içerisinde çalışmaya başlayan Habom Havacılık Bakım ve Onarım Merkezi projesidir ve toplam yaklaşık 400.000 m2 kapalı inşaat alanına sahip olarak tasarlanmıştır. Tamamen enerji etkin bina olarak tasarlanan kampus LEED GOLD sertifikası almıştır.
İkincisi Piri Reis Üniversitesi için tasarladığımız ve açılışı yapılmış olan Neta Kampus’ dür ve yaklaşık 60.000 m2 kapalı inşaat alanına sahip denizcilik eğitimi verilen kampus olup BREEAM VERY GOOD seviyesinde tasarım sertifikası almıştır.
Üçüncü bina ise Küçükçekmece Belediyesi için tasarladığımız ve açılışı yapılmış olan yeni hizmet binasıdır ve yaklaşık 40.000 m2 kapalı inşaat alanına sahip olup BREEAM VERY GOOD seviyesinde tasarım sertifikası almıştır.
Isıtma, soğutma sistemini nasıl çözdünüz?
Tüm binaların ortak özelliği trijenerasyon sisteminin atık ısısından faydalanılarak tüm ısıtma ve soğutma yükünün her birinin yaklaşık %35-40 kadarının karşılanmasıdır. HABOM projesinde geri kalan ısıtma ve soğutma yükünün belli bir kısmı hangarlar altındaki arazinin yüzey gerilimi analizleri sonucu ortaya çıkan binlerce 30 m derinlikteki betonarme kazık sistemi içerisine yerleştirilen Pexa malzemeden mamul jeotermal enerji boruları vasıtası ile toprak kaynaklı ısı pompası çalıştırılması sonucu karşılanmakta olup bu enerji uçak bakım hangarlarının zeminine yerleştirilen yerden ısıtma borularını beslemektedir. Bu sistem aynı zamanda yazın yerden serinletme sistemi olarak da çalışmaktadır. Aynı binaların her biri çatısına yerleştirilen termal güneş panelleri vasıtası ile kullanım sıcak suyunun önemli kısmı sağlanmaktadır. Isıtma ihtiyacının geri kalan kısmı doğal gaz yakıtlı yoğuşmalı ısıtma kazanları ile ve soğutma ihtiyacının geri kalan kısmı su soğutmalı santrifüj kompresörlü VSD kontrollü yüksek verimli soğutma grupları tarafından sağlanmaktadır. Tüm bina merkezi ısıtma ve soğutma merkezinden beslenmekte olup binalar arası boru dağıtımı için betonarme galeri sistemi tasarlanmıştır.
Piri Reis Üniversitesi Neta Kampüs’de ise trijenerasyon sistemi ve deniz kaynaklı ısı pompası sistemi hem ısıtma yükü hem de soğutma yükünün tamamını %50+%50 olarak karşılamaktadır. Bu projede de termal güneş panelleri kullanım sıcak suyu üretimi için kullanılmaktadır.
Küçükçekmece Belediyesi yeni hizmet binasında da trijenerasyon sistemi yanında geri kalan ısıtma ihtiyacının sağlanması için doğal gaz yakıtlı, yoğuşmalı tip ısıtma kazanları ve geri kalan soğutma ihtiyacının sağlanması için buz depolama sistemi ve su soğutmalı vidalı kompresörlü VSD kontrollü yüksek verimli soğutma grupları tasarlanmıştır. Ayrıca termal güneş panelleri kullanım sıcak suyu üretimi için kullanılmaktadır.
Havalandırma sistemini nasıl çözdünüz?
Her 3 projede de ofis, sınıf benzeri mahaller 4 borulu soğuk kiriş (chilled beam) sistemi ile çözülmüştür. Bahsedilen sistem hijyen, sessiz, bakımı çok kolay, işletme ekonomisi sağlayan bir sistem olup şu anda kullanımda çok büyük müşteri memnuniyeti sağlamıştır. Projelerin konferans salonları deplasmanlı özel difüzörler kullanılarak basamak alınlarından üfleme yapmak sureti ile çözülmüştür. Yüksek tavanlı bölgelerde özel yüksek tavanlı difüzörler kullanılmıştır. Tüm klima santralleri yüksek verimli hygroskopik tambur tipi ısı geri kazanım üniteli, plug fanlı tiptedir.
Otoparkları nasıl çözdünüz, duman kontrolünü nasıl yaptınız?
Tüm projelerde kapalı otoparklar mevcut olup jet fanlı havalandırma sistemi ile duman tahliye uygulanmaktadır. Jet impuls fanların tümü aksiyal kanatlı olarak seçilmiştir ve hem CO havalandırması, hem de yangın duman tahliye senaryoları aynı sistemle gerçekleştirilmektedir.
Tüm kapalı otopark havalandırma sistemlerinin CFD analizleri ve duman testleri yapılmış olup başarılı sonuç vermiş ve geçici kabulü yapılmıştır.
Yenilenebilir enerji kullandınız mı – mesela gri su veya yağmur sistemi toplaması veya ısı geri kazanımlı cihazlar?
Bahsettiğim tüm projeler tamamen enerji etkin projeler olarak tasarlanmış olup yenilenebilir enerji sistemleri yoğun olarak kullanılmıştır;
  • Trijenerasyon sistemi
  • Toprak ve su kaynaklı ısı pompası sistemleri
  • Termal güneş paneli
  • Yoğuşmalı doğal gaz yakıtlı ısıtma kazanı
  • Yüksek verimli su soğutmalı kompresörlü VSD kontrollü soğutma grupları
  • Buz depolama sistemi
  • Pompalarda tamamen VSD kontrolü
  • Fanlarda tamamen VSD kontrolü
  • Su soğutma kulelerinde yüksek verim ve aksiyal fanlarda VSD kontrolü
  • Küçükçekmece belediyesi yeni hizmet binasında aktif çift cephe uygulaması
  • Yerden ısıtma ve serinletme
  • Soğuk kiriş(Chilled beam) uygulaması
  • Tüm klima santrallerinde yüksek verimli hygroskopik tambur tipi ısı geri kazanımlı ve ec motorlu plug fanlar kullanılması
  • Boru ve havalandırma kanallarında standartların üzerinde izolasyon
  • Bina dış cephesinde ve çatı ışıklıklarında kullanılan camların düşük U katsayısı ve gölgeleme faktörü(Gün ışığı kullanım olanağı için optimize edilmiştir).
  • Bina camsız cephelerde etkin izolasyon uygulaması
  • Tüm bina elektromekanik sistemlerini kapsayan etkin ısı izolasyonu
Ayrıca tüm binalarda su ekonomisi sağlanması amacı ile aşağıdaki önlemler alınmış ve sistemler uygulanmıştır;
  • Gri su arıtma ve kullanma sistemi
  • Yağmur suyu hasadı sistemi
  • Az su gerektiren veya hiç gerektirmeyen peyzaj uygulaması
  • Denizden reverse osmos cihazı ile kullanım suyunun elde edilmesi
  • Trijen gaz motorlarının ve absorbsiyonlu soğutma gruplarının soğutulması için su soğutma kulesi yerine deniz suyundan faydalanılması
  • Susuz pisuarlar
  • Az su harcayan klozet rezervuarları
  • Fotosel kumandalı bataryalar
Enerji verimliliği hakkında ne düşünüyorsunuz ve bu projelerinizde neler yaptınız?
Yukarıda bahsettiğim sistemleri kullanıyor olmam enerji ekonomisi ve yenilenebilir enerjiler hakkında ne düşündüğümü açıkça anlatıyor diye düşünüyorum. Enerji etkin binalar bugünün vazgeçilmez kavramı haline gelmiş durumdadır. Şu anda net sıfır enerji binaları ile uğraşıyorum. Önümüzdeki günlerde ise hedefimiz artı enerji binaları olacaktır.
Akıllı binalar hakkında neler düşünüyorsunuz ve binanızda otomasyonu nasıl sağladınız?
Günümüzün gelişen ve gittikçe karmaşıklaşan elektromekanik sistemlerin insan gücü ile işletilmesi imkansız hale gelmiştir. Mutlaka micro işlemci bazlı Bina Yönetim Sistemlerine(BMS) ihtiyaç vardır. Bu konunun gelişerek yaygınlaşacağını ve şimdiden vazgeçilmez bir olgu olduğu düşünüyorum. Bende projelerimde BMS sistemlerini yoğun olarak kullanmaktayım.
Meslekte, elinizde bir sihirli bir güç olsa gerçekleştirmek istediğiniz nedir?
Sihirli bir gücüm olsa Türk tasarımcılarının da gelişmiş ülkelerdeki meslektaşları oranında inşaat sektöründe oluşan ekonomiden pay almaları ve mühendislik olgusuna azalan saygınlığın tekrar ve daha güçlü olarak kazanılması yönünde kullanırdım.
Boş zamanlarınızda tabi eğer boş zaman buluyorsanız uğraştığınız hobileriniz nelerdir?
Tasarım çalışmalarından pek boş zaman bulamamak sanırım bu sektörün genel problemi fakat ben boş zaman buldukça seyahat etmeyi, sinema, tiyatroya gitmeyi ve ailemle zaman geçirmeyi seviyorum. Tabii olabildiğince de kitap okumaya çalışıyorum.

Benzer İçerikler

Yazar hakkında

Yorum Ekle