Mak. Müh. Caner Usta : Röportaj

Bu ay sizlere Emlak Konut GYO A.Ş. Mekanik Grup Uzman Kontrolör Makine Mühendisi Caner Usta ile yaptığımız söyleşiyi sunuyoruz.

Sayın Caner Usta, sizi tanıyabilirmiyiz?

Ben, Samsun’da 1988 yılında doğdum, dört yaşından itibaren Ankara’da büyüdüm. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara’da tamamladım. Hatay, Mustafa Kemal Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden 2010 yılında mezun oldum. 2011 Ocak ayında Emlak Konut GYO A.Ş. de kontrol mühendisi olarak işe başladım. Şu anda Mekanik Grup Uzman Kontrolörü olarak çalışmaktayım. Bu zaman zarfında 40.000 adetten fazla konutun yapım ve teslim sürecinde yer aldım. Halihazırda yaklaşık 15.000 bağımsız bölüme ait süreçlerde görev almaktayım.

Emlak Konut’ta 2011 yılında işe başladınız ve uzun süredir görevinizi yapıyorsunuz, bu süreci anlatırmısınız.

Dokuz senedir Emlak Konut bünyesinde çalışıyorum. Başladığım sene Şefim Murat Kutlu idi. 2012 yılına kadar 15-16 şantiyede birlikte çalıştık, daha sonra Murat Kutlu işten ayrılınca tek kaldım. Çok yoğun, geceli gündüzlü uzun bir şantiye dönemi yaşadım. 40.000’den fazla konutun proje aşamasından, şartnamesinden, tesisat kontrolünden işletmesine kadar başında bulundum, sorumluluk aldım. Birkaç isim vermek gerekirse; Avrupa Konutları Ispartakule 1-2-3, Ispartakule Emlak Konutları 1-2, Emlak Konut Başakşehir Evleri 1-2-3-4, Elite City, Büyükyalı, Bizimevler 3-4, Göl Panorama Evleri, Park Yaşam İzmir…

Projelerde disiplinlerin bir arada çalışması hakkında ne düşünüyorsunuz.

Toplu konutların hız aldığı 2008 yılından 2015 yılına kadar maketten satış yapılıyor, işe hızlı başlanıyordu. Proje aşamasına kısa süre tanınmak durumundaydı. Üst yapı ve alt yapının uyumu gereken kadar olamıyor, işletmede sorunlar yaşanabiliyordu. Çözümlerin de anlık olduğunu söylemek gerek. Her müteahhit her proje için elemanlarını alıyor, ekip işletme aşamasını görememiş oluyor. Ülkemizde iş yapma anlayışı gelişmiş olmasına rağmen, elde edilen deneyim bir sonraki aşamaya taşınamıyor. Şantiyede elde edilen tecrübe bir sonraki aşamaya taşınamayınca deneyimlerden yararlanma imkânı olmuyor. Proje bazlı eleman çalıştırılmasından kaynaklı önemli bir sorun. Her firmanın bünyesinde sabit mühendislerin olması lazım. Son dönemde bu sorun daha da büyümüş durumda.

Bu durumda ne yapılıyor.

Taşeronlar ile ilerlemeye çalışılıyor. Satışların zorlaştığı günümüzde şantiyede müşteriden kaynaklanan talepler nedeniyle değişikliğe gidiliyor. Projeci ne kadar iyi çizerse çizsin şantiyede o ana göre ilerleme oluyor. Projeler kısa sürede hayata geçemiyor, projeciler sınırlı rakamlar ile uzun zaman önce çizip teslim ettikleri işler ile dönüp ilgilenmek istemiyorlar haklı olarak. Disiplinler arası çalışma bu nedenle imkânsız hale gelebiliyor.

İşletmeler konusunda neler söyleyeceksiniz

1000,500 konutluk işletmelerde; normalde olması gereken, konusunda yetkin teknik eleman hizmetinin çoğunlukla olmaması, genelde teknik bilgisi olmayan işletme mezunu bir kişinin işi üstlenmesi ile mevcut tesisatların ömrü kısalıyor. Kompleks bir yapıda işin uzmanı teknik bir personelin sistemleri belli kriterlere göre yönetmesi gerekiyor. Bu kriterlerin oluşturulması da önemli.

Şu andan itibaren renovasyon döneminin başladığını söyleyebilirim.

Renovasyon hakkında bilgi verirmisiniz, kimler faydalanabilir?

Mevcut yapılarda mevcut sistemlerin yenilenmesi, yeniden elden geçirilmesi gerekiyor. Yapılarda uygulanan elektronik ve mekanik sistemlere bakıldığında akıllı ev sistemi ya da akıllı bina sistemlerine ait altyapıların mevcut olduğunu görüyoruz. Bina nezdinde incelendiğinde toplu yaşam alanlarında ortak giderlerin, bina ya da site sakinleri tarafından düzenli takip edildiğini, giderlerin azaltılmasına yönelik çözümler arandığını görmekteyiz. Ayrıca daire bazlı çözümlerde konfor şartlarının son kullanıcı tarafından klima ayarı, perde açma kapama ya da kombi ayarı gibi konularla başlamış olsa da, ilerleyen dönemlere hazırlık için üzerinde ciddi çalışmalara başlanmış, ilk başta kulağa ütopik gibi gelse de, akıllı kahve makineleri, buzdolapları gibi ürünler geliştirilmekte olup, çevrede yer alan alışveriş mağazalarıyla iletişimde olabilen ve tüketim açışından eksiklerinizi sizinle paylaşımını sağlayarak o mağazalara yönelmenizi sağlayacak sistemler üzerinde çalışılmaktadır. 

Kim finanse edecek

Kullanıcılar finanse edecek, devletin de devreye girmesi gerekecek. Üretici, imalatı yapacak firma, şimdi nasıl belli vadeler ile çalışıyorsa, o zaman da tüketici için de bu vadeler sağlanabilir.

Yenilenebilir enerji kullanımı hakkında neler söylebilirsiniz?

Yenilenebilir enerji ülkemiz için hem yeni hem değil. Küçük yerlerde şu anda kullanılıyor. Büyük yapılarda ise Belediyelerin işin içine girmesi gerekiyor. Son dönemde bölgesel ısıtma gündemimizde. Antep’te Toki 50 bin konutluk bölgesel ısıtma yapmaya çalışıyor. Devletimiz son iki üç yıldır bu konuda çalışıyor. Büyük şehirlerde mevcut yapıyı nasıl geliştiririz diye düşünmek önemli. Ankara’da Eryaman, İstanbul’da Esenkent örnekleri gibi…Danimarka’da büyük kentlerde bölgesel ısıtmanın var olduğunu biliyoruz. Çeşitli firmaların bu konuda ki çalışmalarını izliyoruz. Bizde de bölgesel ısıtma enerjide dışı bağlı bir ülke olmamız nedeniyle çok önemli. Yenilenebilir enerji kullanmak zorundayız. Sanayisi olan bir yerde buhar varsa, bölgesel ısıtma yapmak gerekli. Örneğin Hoşdere’de 15 bin konutluk bir proje yaptık, yanında Mercedes fabrikası vardı, faydalandık. Şu anda 3. Havalimanı tarafında 14-16 bin civarında konut yapımı planlanıyor. Bu tarafta sanayi yatırımı da planlanırsa hem bölge canlanır hem de konutların enerji ihtiyacı için kaynak yaratılır. Zaten sanayi yatırımına ihtiyacımız var. Ülke olarak içinde bulunduğumuz olumsuz koşulları avantaja çevirebiliriz.

Ülkemizin standartlarının oluşturulması hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Ülkemizin kendi standartlarının olması çok önemli. Sektörel Derneklerimizin de çabasıyla bu konuda yol alınabilir düşüncesindeyim. Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği ile hayatımıza giren Enerji Kimlik Belgeleri’nin oluşturulmasında tam anlamıyla yeterli olmayan hazırlama sistemi ve çıkış amacında yer alan binaların değerinin belirlenmesi maalesef istenen şekilde ilerleyemedi, amacına ulaşamadı. LEED sertifikası gibi uluslararası sertifikasyonlar ise, diğer ülkelerdeki gibi hem yüklenici için hem de son kullanıcı için yeterli mali getiri sağlayacak düzenlemeler ülkemizde yer almadığından, sertifikaya sahip olan yapı için yeterli reklam algısı oluşturamadı. Son yıllarda her ne kadar yabancıya satış olarak Arap ülkeleri için ön planda yer alsak da alıcıların konfor anlayışları evrensellik ilkelerini yansıtmamaktadır. Bu yüzdende Avrupa ve benzeri yerlerde yer alan ülke vatandaşlarına yönelik konut anlayışımız bulunmamaktadır. Gösterişten uzak lakin erişilebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkelerine uygun yapılar ile tasarım ve uygulama anlayışımızın yenilenmesi gerekmektedir. Geçtiğimiz aylarda Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Kurum’un söylediği “Engellilere uygun olmayan binalara ruhsat verilmeyecek” örneğiyle algımızın artık değişmesi gerektiğini görüyoruz. Engelleri yok sayarak engelliliği ortadan kaldıramayacağımız gibi herkesin bir gün engelli olabileceğini düşünerek engellerin ortadan kalkması için gerekli çaba gösterilmelidir. Her ne kadar ilk bakışta mimari bir konu gibi görünse de tesisat olarak da mevcut yapılan tesisat sistemlerinde farklılaşma ve engelli olmayanlar içinde bir konfor söz konusudur. Başta havalandırma ve iklimlendirme sistemleriyle beraber birçok tesisat dalında yenilik getirmesi durumu vardır ki bu da mevcut tıkanan piyasada yeni bir alan yaratılarak üretici ve uygulamacı açısından da olumlu olacaktır​.

Sıfır atık projeleriniz hakkında bilgi alabilirmiyiz?

Emlak Konut olarak 2013 senesinde “0 atık” projesini başlattık, Belediyeler ile de görüştük. Sıfır atık’ın ulusal proje olması gerekiyor. Şu anda Devletimizin de hazırlıkları var. Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar’ın çalışmalarından söz edebiliriz. Devletin politikası bu olursa bütün Belediyelerimizin de gündeminde olacaktır.

Yangın uygulama projelerinde Emlak Konut’un çalışmaları 

Yangın konusunda uygulama projeleri eskiden itfaiyeden onay alırdı. Şimdi belediyelerden geçiyor. Her bölgenin kendi belediyesinden onay alınıyor. Bazı belediyeler teknik yeterliliğe sahip ekip barındırırken bazı belediyeler Makine Mühendisleri Odası’ndan, Elektrik Mühendisleri Odası’ndan destek alıyor, ancak yeterli olmuyor. Sistem kurmanın yanı sıra yangın senaryosunda kaçış planlarının da mimari açıdan oluşturulması gerekiyor. Biz Emlak Konut olarak her proje için özellikle yangın danışmanı istiyoruz. Yangın danışmanı olmadan da birçok proje belediyelerden onay alabiliyor. Bunu riskli buluyoruz. Yangın Yönetmeliği’nin revize edilmesi de önemli. Bizim isteğimiz yönetmeliğinin anlaşılabilir bir dil ve net ifadeler ile revize olması. Üreticiler de buna göre yönlendirilebilir.

Sayın Caner Usta’ya verdiği bilgiler için çok teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Benzer İçerikler

Yorum Ekle