Kendi olma labirenti içindeki birey; kişilliğe ulaşabilmek

Birey varlığının bir çok boyutuyla yaşamı algılayışı, onu karşılayışı ve düzenlemesinde etkin rol oynayan; her insandaki sıradan haldeki et, kemik ve ruhtan oluşan bütünlüğü kendine özgü, biricik ve benzersiz kılan yapıdır kişilik.

Bir insanın belirli olaylara karşı göstermiş olduğu ve kendi içinde tutarı olan tüm davranışlarını kapsayıcı bir özeliktedir.  Bir süre içinde geçerli olan, geçici bir süre içinde gösterilen davranışları kişilik olarak genellememekle birlikte bunun kişiliği oluşturan yapı taşlarından biri olduğunu da bilmeliyiz.  Gelişim psikolojisi üzerine araştırmalar yapan bir çok bilim adamı, kişilikle ilgili birbirini tamamlayıcı, zaman zaman da oldukça ayrılıkçı düşünceler ortaya koymuştur.

Psikoloji dünyasının en tanınan bilim insanları arasında yer alan Freud, bilinç, bilinç öncesi ve bilinç dışı kavramlarına değinerek, bireyin değişik bilişsel etkinliklerinin  bilince yönelik konumlarını belirlemeye çalışmış bunun kişilikle yakın ilişkide olduğunun üzerinde durmuştur. Yine kişinin ilkel tarafının, hazza yönelik çalışan , arzularının duyurulması yönünde baskıda bulunduğunu  belirterek buna id adını vermiş, süper ego olarak tanımladı kişinin ahlaki davranım kalıplarının ego ile dengelenmeye çalışıldığını ve kişinin bu şekilde davranışlarının oluştuğunu belirtmiştir. Freud’a göre davranışlar ve zihinsel süreçler kişiliği oluşturan temel yapıtaşları olarak öne çıkmaktadır.  Diğer taraftan kişiliğin oluştuğu bazı kritik dönemlere de değinmiştir bu dönemler yaşam enerjisinin yöneldiği alanlara göre isimlendirilmiştir. Bu dönemler, bebekliğin ilk 1 yılını kapsayan ağız ve çevresinin doyum merkezi olduğu oral evre, 1-3 yaş arasında yer alan  tuvalet alışkanlığının ve dolayısıyla tutup bırakma eyleminden keyif alan bir yapı olan bebeğin doyum noktası olarak  anal evre ,3-6 yaş arasında cinsiyet rollerinin, cinsellikle ilgili organların keşfedilmeye başlandığı fallik evre, 6-11 yaşlar arasında bu dürtülerin gizlendiği gizil evre ve ergenlikle birlikte belirginleşen genital evredir. Bu dönemlerdeki kriz dönemlerin ve önemli sorunların nasıl anlamlandırıldığı ile ilgilenen Freud, gelecekte ortaya çıkması muhtemel bir çok problemin temelinin bu evrelerde saklı olduğuna inanmıştır.

Bir diğer bilim insanı olan Erikson ise kişiliği Freud gibi ergenlik sonunda şekillenen bir yapı olmaktan çıkarıp, yaşam boyu şekillenen bir yapıya büründürmüştür. Bu dönemlerde halledilmesi gereken kritik olgulardan bahsedilmiş, bu olgu atlatılamadığında tersi bir reaksiyon gösterilebileceği üzerinde durulmuştur.

Bu dönemler 0-1 yaş Temel  Güvene Karşı Güvensizlik, 1-3 yaş  Özerkliğe Karşı Kuşku ve Utanç , 3-6 yaş Girişimciliğe Karşı Suçluluk, 6-12 yaş Başarılı Olmaya Karşı Aşağılık /Yetersizlik Duygusu, 12-18 yaş Kimlik  Kazanmaya Karşı Rol Karmaşası, 18-35 yaş Yakınlığa Karşı Uzaklık, 35- 55 yaş Üretkenliğe Karşı Durgunluk ve 55 yaş ve üstü Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk  şeklindedir.

Erikson’un yukarıda belirttiğimiz kuramı ile ilgili çalışmalarda bulunan  Marcia  bazı kimlik statüleri üzerinde durmuş, bunların yaşamdaki duruşu, kişinin tercihlerini ve dolayısıyla kişiliğini oluşturduğunu belirtmiştir.

  • Başarılı kimlik, planlı ve tutarlı davranışlar neticesinde oluşan yapıya sadık kalarak zaman zaman oluşan krizleri yönetebilen bir yapıdır. Bu önceki dönemlerdeki krizleri atlatan bir bilgelikle yaşamı şekillendirir.
  • İpotekli kimlik, kendi kimliğini oluşturma eğiliminde olmayan, aile ve çevrenin kendisine sunduğu kimliği kabul ederek krizi önleme eğiliminde olan bireyin kimlik tercihidir. Baskıcı aile ortamı veya aşırı bağımlı yapıdaki bireylerin bu kimlik statüsüne kaymakta olduğu görülebilir.
  • Moratoryum kimlik, bireyin kimlik arama sürecini durdurmasıdır. Birey kendini tanımsız ve boşlukta hisseder ve bu anlamda birçok karmaşa yaşar. Yaşamsal anlamda ciddi ölçüde anlam yüklediği bir olayın sonucunun hayal kırıklığı ile sonuçlanması bireyi moratoryuma sokabilir.
  • Dağınık Kimlik, henüz bu noktada karar vermeyen fakat bu durumdan rahatsız olmayan bir yapıdır. Dağınık kimliğin en karakteristik özelliği bir kriz veya bir kimliğe bağlanma olmayışıdır. Bu kimlik statüsü aile iletişiminin ve dinamiğinin zayıf olduğu bireylerde daha sıklıkla görülmektedir.

Marcia’nın statülerini bugün ergenlik ve genç yetişkinlik  dönemleri arasında  bulunan milyonlarca insanın yaşadığını bilmekteyiz. Bu dönemde sağlıklı bir kimlik elde edememenin davranışsal yansımaları, bireyin kendisinin yanı sıra birlikte yaşadığı sistemleri de etkilemektedir.  Kimlik statüsüne kavuşamamış dolayısı ile başarılı kimlik oluşturamamış bireyler, tutundukları olumsuz yapılarla bütünleşerek olumsuz davranış kalıplarına göre hayatını sürdürmekte ve yaşam konforunu düşürmektedir. Bireyselleşme sürecini tamamlayamayan bir bireyin bu sağlıksız yapılarda bulunması  ailenin yaşam  akışında  bir takım krizleri doğurmaktadır. Bu durum aile sistemi içinde onaysız yaşam sürdürememe, onaysız alınan kararlarda suçluluk hissetme,  zaman zaman ise karar vermek zorunda hissetmeme, bağımlı düzeyde desteğe ihtiyaç duyan davranışlar sergileme gibi birçok biçimde karşımıza çıkabilir.

Bilinmesi gereken en önemli unsur, insanın kişiliğinin belirttiğimiz hususların dışında birçok etkenden de etkilendiği ve beslendiğidir. Günümüz tedavi edici ruh sağlığı uzmanları çoğu zaman kişilik yapılarının hassasiyeti veya başa çıkma ve anlamlandırma becerilerindeki bozukluklar üzerinde bireylerle yol almaya çalışmaktadırlar.

Bozuk bir mekanizmayı en doğru şekilde tamir etmekten daha güzel ve anlamlı tek şey olabilir, o da mekanizmanın doğru yapılanmasını, çalışmasını ve kendi bakımını yapabilme özelliğini ona kazandırabilmektir. Bu noktada kişilik ve oluştuğu temel dönemler göz önüne alınıp en doğru gelişimi gösterebilmeleri adına bireylere fırsatlar tanımak, gelişebilecek problemlere yönelik önlemler alabilmek en doğru yaklaşım olacaktır.

Sonraki kuşaklara doğru aktarımlar gerçekleştirecek bireylerin ortak özelliği, kendi yapıları içinde ruhsal bütünlüğü yakalamış olmalarıdır.  Bu da ancak sağlıklı kişilik gelişimi ile mümkün olabilmektedir.

Bu yazımızda kişilik gelişimi ve gelişimsel süreçler üzerinde sizleri fikir sahibi edindirmeyi hedefledik. Bir sonraki yazımızda kişilik bozuklukları ve tipleri başlığı altında yaşamı oldukça zorlaştıran ruhsal yapılanmalar konusuyla karşınızda olacağız.

Bir sonraki sayımızda görüşmek üzere. 

Yazar ; Ramazan

Benzer İçerikler

Yorum Ekle