Engin KENBER İle Geçmişten Günümüze Bir Yolculuk

Mekanik Tesisat Projesi: İnşaatın Esas Unsurudur

AVM, TBMM, ofis binaları, oteller,eğitim binaları, endüstri binaları gibi sayısız mekanik tesisat projesine imza atmış bir duayeni bu sayımızda ağırladık.  Enar Mühendislik Ltd. Şti. Makina Yüksek Mühendisi Engin KENBER ile geçmişten günümüze bir yolculuğa çıktık. Keyifle okumanızı dileriz.

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1932 Bursa doğumluyum. Galatasaray Lisesi ve İTÜ Makina Fakültesi’ nden mezunum. 1956 yılında Üniversite’den mezun olunca tavsiye üzerine Todori Karakaş’ ın firması Tokar’a girdim. T. Karakaş kendisine çıraklık yapmaktan gurur duyduğum gerçek bir Osmanlı beyefendisi ve mesleğini çok iyi bilen ve öğreten bilge bir kişilikti. Bu mesleğe girenlere rasyonel düşünmeyi, dürüst iş yapmayı öğreten, bu memlekete çok bağlı, başarılı işlere imza atmış bir şirketin başkanı idi. Kendisini rahmetle anarım.
4,5 sene Tokar’da çalıştıktan sonra Ankara’ya kendi büromu açmak üzere gittim. Bir kaç sene çalıştım. O tarihlerde özel sektör inşaatları pek yoktu. Resmi kurumların binaları, hastane projeleri, ODTÜ binaları gibi işler yaptık.

Kanada ve Amerika’ya gidişinizden bahseder misiniz?

Bu arada, yurt dışına gitmek için, Kanada Sefaretine başvuruda bulundum. 1964 senesinin sonunda, eşimle birlikte, Kanada’ya gittik. 2,5 yıl kaldık. Kanada’dan çok memnunduk, ancak tesadüfler bizi Amerika’ya yönlendirdi.
Amerikan donanmasına iş yapan bir Amerikan firması makina mühendisi arıyordu. Türkiye’de askerliğimi Gölcük Tersanesi’nde yapmıştım. İşe alma görüşmelerini yapanlar, Türkiye’ de Gölcükte bulunmuş ve ortak tanıdıklarımız olan kişilermiş. Çok kısa zamanda “yeşil kart” ımı çıkardılar ve New York’ ta çalışmaya başladım. Çalıştığım büronun başmühendisi de, Haliç Tersanesinden Feridun Beydi (Fred). Bu kadar olumlu tesadüf bir araya gelince, mutlu olduğumuz Kanada’dan Amerika’ya geçtik.  Daha sonra Amerika’da Western Electric firmasında ve müşavir mühendislik firmalarında çalıştım. Proje yöneticiliği yaptım. MBA yaptım.

İstanbul’a dönüşünüzde neler yaptınız?

Dönüşte Türkiye’de tanınmış inşaat firmalarında yönetici olarak çalıştım. Yatırım, inşaat taahhütleri, endüstri taahhütleri konularında çalıştım.  1987 yılında tanınmış mimar arkadaşların teşviki ile yeniden tesisat konusuna döndüm.
Türkiye’de “müşavir mühendis” kavramı hakkındaki düşünceleriniz neler?
Türkiye’de maalesef, inşaatların büyük bir bölümü, doğru dürüst bir programlama yapılmadan gerçekleştiriliyor. Yatırımcılar, çok defa, düzensizce vakit harcadıktan sonra, teşvik, tahsis, imar durumu gibi bazı avantajlarını kaybetmemek için çok az vakitleri kaldığını fark edip, acele inşaat ruhsatı almak telaşına düşüyorlar. Bu durumda, proje yapımını, inşaatın esas unsuru olarak değil, süratle aşılması gereken bir engel olarak görüyor ve bu engeli aşacak bir “projeci” arıyorlar.
Bilim ve teknolojide gelişmiş memleketlerde, inşaatlar, müşavir mühendislik firmaları tarafından yürütülür. Bütçe, programlama, projelendirme, proje yönetimi, kontrolluk ve commissioning tek elden yapılır. Türkiye’de, bu konuların her birinde ihtisas ve tecrübe sahibi çok değerli meslektaşlarımız olduğu halde, bu şekilde organize olmuş müşavir firmalar bulunmamaktadır. Ve maalesef, buna bir talep de yoktur. Belki çok farkında değiliz ama bütün inşaat endüstrisi bundan çok büyük zarar görmektedir.

Ruhsat projesi ne demek?

Biz, bu ne demektir hiç bilmiyoruz. Öğrenmeye de niyetimiz yok. Kim bize böyle bir talep ile gelirse bilene gidin diyoruz.
Ya da,  “siz ruhsatınızı alın, biz projenizi yaparız ” diyoruz.
Enerji verimliliği ve yeşil binalar hakkındaki görüşleriniz neler?
Bizler, bir mühendis olarak, elimizdeki tüm teknik imkanları kullanarak, en verimli olacak projeyi yapmakla, esasen, sorumluyuz. Ancak, bizler tatbikatçıyız. Yeni teknolojiler geliştiremeyiz. Bazı çözümler üretebiliriz, ancak, araştırması yapılmış, vitrine çıkmış ürünleri ve sistemleri kullanabiliriz. Yeni teknolojiler geliştirmek bu konularda çalışan firma ve mühendislere aittir. Verimlilik konusu mesleğimizin bir parçasıdır, öteden beri enerji kaynağını, suyu, elektriği verimli kullanarak çalıştık. Örnek olarak, bundan yaklaşık 30 sene önce, tekstil boyahanelerinden atılan sıcak suların ısısının, kazan suyunun ısıtılmasında kullanılması için yaptığımız eşanjör sistemlerini zikredebilirim. Havalandırma tesisatında, ısı geri kazanım eşanjörleri kullanmak, gereksiz havalandırmaya mani olmak üzere CO2 sansörleri kullanmak, yoğuşmalı ve/veya ekonomizörlü kazanlar kullanmak günümüzün klasik ısı ekonomisi tedbirleri olmuştur.
Yeşil binalarda çeşitli kriterler devreye giriyor. LEED, BREEAM gibi uluslararası sertifikalar alınıyor. Ben, şahsen, bunu daha ziyade bir public relation konusu olarak görüyorum. Bina sahibine oldukça yüksek bir maliyeti oluyor. Buna mukabil, reklam değeri de yüksek oluyor. Biz de, bir otel projemizde, LEED altın sertifikası aldık. Enerji, malum, sınırlı. Geçmişten bu güne her zaman da sınırlıydı. Kendi imkanlarınızı tanıyacak ve o şekilde haraket edeceksiniz. Enerjinin her türlüsününden faydalanmak için bilgili olmak lazım, bir yerden ekonomi yaparken diğer yerden zarara uğramamak lazım.

Projelerinizden bahseder misiniz?

Şişli, Cevahir AVM
Bu projede su kaynaklı ısı pompası kullandık. O tarihlerde, Türkiye’de pek bilinmeyen bir sistemdi. Su kaynaklı ısı pompası sistemleri, binanın soğutma yapılan bölümlerindeki ısının, ısıtma yapılacak bölümlerinde kullanılabilmesini sağladıkları için AVM projelerinde enteresan olabilirler. Ayni zamanda, tadilatlara da çok müsait olduklarından AVM’ lerde tercih sebebi olabilirler. Günümüzde, VRF sistemleri de ayni avantajları sağlayabilmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Genel Kurul Salonu
Çok büyük hacme sahip salon, bazen dolu olur bazen yirmi kişi ile çalışabilir. Tamamını klimatize ettiğiniz zaman büyük ısı masrafı olur. İnsanların bulunduğu yeri rahatlıkla klimatize etmek için havayı aşağıdan dağıttık. Sıraların içinden üflenen özel bir sistem yapıldı.
Ofis binaları
  • Avrupa & Amerika Holding, Zincirlikuyu, İstanbul
  • Kutlutaş Holding, Ankara
  • Adliye Sarayı, Bursa
  • Merck – Sharp & Dohme, İstinye, İstanbul
  • Oyak Renault, Bursa
  • Petrol Bakanlığı, Oran, Cezayir
  • Ford Otosan, Mühendislik Binası, Kartal, İstanbul
  • Oteller
  • Alaaddin Otel, Alanya
  • Plaza Otel, Balmumcu, İstanbul
  • Radisson SAS Otel, Yeşilköy
  • Hilton Garden Inn, Sütlüce, İstanbul
  • Hilton Garden Inn, Diyarbakır
  • Hilton Garden Inn, Bayraklı, İzmir
  • Novotel, Diyarbakır
  • Möwenpick, Eyup, İstanbul
Eğitim
  • Işık Üniversitesi kampüsü, çeşitli binalar, Şile, İstanbul
  • Saint Joseph Lisesi Eğitim Vakfı, İlköğretim kampüsü, Sancaktepe, İstanbul
Endüstri
  • Borusan Çelik hadde tesisleri, Gemlik, Bursa
  • Birlik Galvaniz tesisleri, Gemlik, Bursa
  • Renault Otomobil Fab., Endüstriel soğutma suyu tesisleri, Bursa
  • Roche, Premix vitamin tesisi, Gebze, Kocaeli

Projelerinizde yangın tesisatını nasıl yapıyorsunuz?

Biz yangın uzmanı değiliz. Projelerimiz dolayısıyla, sulu söndürme ve duman konuları ile ilgiliyiz. Yangın esnasında hem şahısların korunması hem de yangınla mücadele edenlere çalışma imkanı sağlaması bakımından duman tahliyesi çok önemli.
Projelerimizde, yerine göre, hem konvansiyonel hava kanallı sistemleri hem de jet fanları kullanıyoruz. Doğru yerde ve usulüne uygun kullanıldığı zaman jet fanların da iyi çözüm olduğunu düşünüyorum.

Güneş enerjisinden daha efektif nasıl yararlanılabilinir?

Güneş enerjisinden daha fazla ve daha efektif faydalanılabilmesi için pratik bir şekilde elektrik enerjisine dönüştürülebilmesi gerektiğine inanıyorum. Birçok büyük firma da bu konuda yatırım yapıyor. Pratik çözüm bulunacaktır.  Umarım görürüm.

Sihirli bir gücünüz olsa ne yapardınız?

Sihirli bir gücüm olsa, “ruhsat projesi” cümlesini telaffuz edenin cezalandırılmasını sağlardım. O derece tepkiliyim.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Mechanic Dergisi’ne başarılar dilerim.

Benzer İçerikler

Yazar hakkında

Yorum Ekle