Danfoss Türkiye ile Röportaj Gerçekleştirdik

  • Öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz?

1977 Adana doğumluyum. Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümü mezunuyum. Bakü-Ceyhan boru hattı şantiyesiyle iş hayatına başladım fakat şantiye hayatının bana uygun olmadığını düşünüp işimden ayrıldım. Yaklaşık 15 sene önce bir arkadaşıma refakat etmek amacıyla geldiğim İstanbul’dan hiç dönmedim. İsviçre kökenli bir firmada bir buçuk yıl kadar çalıştım. Aslında Danfoss’a başlamamın çok değişik bir hikayesi var. İki abim de Kopenhag’da yaşıyor; büyük abim Ali sayesinde Danfoss’un İstanbul’da servis mühendisliği bölümünden haberdar oldum, bölüme başvurduktan sonra servis mühendisi olarak göreve başladım. 12 sene önce görevime başladığım Danfoss’ta şu an itibariyle Türkiye, İran, Azerbaycan, Afganistan ve Pakistan bölgesinin operasyonlarından sorumluyum. Danfoss Isıtma Çözümleri, yoğunluk İstanbul’da olmak üzere İzmir ve Ankara’da da faaliyet gösteren 25 kişilik bir ekibe sahip. Beni buraya getiren süreç açıkçası böyle işledi. Türkiye’de satış potansiyelimizin yüzde 65’lik kısmı konut sektöründen gelirken, jeotermal yani bölgesel ısıtma ve ticari binalarda da çok etkin biçimde faaliyet gösteriyoruz. Yoğun olduğumuz sektörler ise inşaat sektörüne paralel olarak konut sektörü ve bunun dışında destek endüstrilerde bölgesel ısıtma ve ticari binalar oluyor.

  • Bu mesleği seçmenizdeki en büyük etken nedir?

Abim, Gaziantep Üniversitesi’nde Elektronik Mühendisliği okuyordu, ondan etkilendim, onu rol modeli alıyordum. Gaziantep Üniversitesi’ni de ODTÜ’den ayrılan bir kampüs olmasından dolayı okulun iyi bir alt yapıya sahip oluşundan ve Adana’ya yakın olmasından dolayı orayı seçtim. Şimdiye kadar seçtiğim meslekten hiç pişman olmadım. Böyle bir firmada bu pozisyonda çalıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

  • Kuruluş hikâyenizden bahseder misiniz?

Danfoss’un genetiğinde Ar-Ge var. 1933 yılında Mads Clausen tarafından kurulan Danfoss, üretim hayatında soğutma grubu üniteleri için genleşme valfi üreterek üretim hayatına başlıyor. 24 bin çalışanı olan, 52 ülkede fabrikası olan ve 110 ülkede satış operasyonu olan dev bir firma haline gelen Danfoss, devamlı gelişmekte ve kendini Ar–Ge’ye ve yeni ürünler üretmeye adamış bir firma. Termostatik vanadan örnek verecek olursak, 1940’lı yıllarda ilk olarak termostatik vanayı üreten firma Danfoss oldu. Beni Danfoss’a çeken de aslında bu yenilikçilik ve ürün geliştirmedeki vizyon sahibi olma özelliğiydi. Gerçekten de firmanın Ar–Ge’ye ayırdığı bütçe, oransal olarak, diğer firmalara oranla oldukça yüksek. Bu da bizim firmamızı onurla tanıtmamızı sağlıyor.

Firmanızın üretim sahaları ve ürünlerinin mevcut durumu hakkında bilgiler verebilir misiniz?

Danfoss; Isıtma, Soğutma, Motor Kontrol ve Güç Çözümleri olmak üzere dört farklı kolda faaliyet gösteriyor. Isıtma, yani benim sorumlu olduğum departman. Soğutma segmenti genellikle soğutma gruplarına ve endüstriyel otomasyon sistemlerine komponentler ve arıtma tesislerine yüksek basınçlı pompalar (HPP) tedarik ediyor.

Motor Kontrol segmenti ise enerji tasarrufu için çok önemli olan tüm motorlarda başka bir deyişle; fanlarda, pompalarda, yürüyen merdivenlerde, devir hızını regüle eden ürünler tedarik ediyor. HVAC sektörü de invertör bölümünün faaliyet alanı içerisinde bulunuyor. Ülkemizde bu dört segment, Türkiye ofisimiz tarafından temsil ediliyor ve her birinin ayrı bir yöneticisi ile birlikte firmada yaklaşık 75 kişilik bir ekip bulunuyor. Fabrikalara gelecek olursak yaklaşık 52 ülkeden bahsettik, yeni satın almalarla birlikte Türkiye’de de üretim tesisimiz var. Biliyorsunuz iki sene önce Danfoss, DAF Enerji firmasını satın aldı ve artık Türkiye’de de üretim tesisimiz var, bu bizim için çok önemli bir durum çünkü Türkiye’ye yatırım yapan bir firma konumundayız. Bunun dışında Meksika’da, Amerika’da, Çin’de, Slovenya’da, Fransa’da, İngiltere’de, Danimarka’da, aslında saymakla bitmeyecek birçok ülkede üretim tesisimiz var.

  • Danfoss’un DAF Enerji yatırımı hakkında bizleri bilgilendirebilir misiniz?

Danfoss’un DAF Enerji yatırımı bizim için çok önemli; hem piyasada rekabetçi olabilme adına hem de DAF Enerji’nin üretmiş olduğu kaliteli kat istasyonu ürünleri adına bizim için değerli bir adım oldu. Biz, kat istasyonlarımızı Türkiye pazarı için Danimarka’daki fabrikamızda üretiyorduk ve satışlarını orada gerçekleştiriyorduk. Kat istasyonu piyasasında yüzde 70’lere yakın bir pazar payı olan firmayı bünyemize katmak gerçekten çok önemliydi.

Son iki yıldır Danfoss ve DAF Enerji firmalarının entegrasyon süresi devam ediyor ve bu entegrasyon süreci tamamlandıktan sonra Danfoss üretim tesisinde gerçekleşen Ar-Ge çalışmaları, DAF Enerji tesislerimizde de artarak devam edecek. Halihazırda DAF Enerji’nin de Ar–Ge çalışmalarını gerçekleştirebilecek ciddi bir mühendislik alt yapısı var, aslında sadece üretim kapasitesi ve rekabetçi olmasından dolayı değil çok ciddi bir teknik ekibin olmasından dolayı bu birleşme gücümüze güç kattı. DAF Enerji’nin mühendislik alt yapısı Danimarkalı meslektaşlarımızı bile şaşırttı, aynı zamanda bizleri de gururlandırdı. Onlarla birlikte konut sektöründe çok büyük bir çıkış yakaladık, o yüzden de bu satın almanın çok doğru bir karar olduğunu düşünüyorum. Danfoss ve DAF Enerji entegrasyon sürecinin de 2018 yılı sonuna kadar devam etmesi bekleniyor.

  • Müşterilerinize sunduğunuz hizmetler nelerdir?

Biraz daha Isıtma özelinde konuşacak olursak, satış operasyonu, iş geliştirme operasyonu, servis operasyonu ve bizden bağımsız olarak bu operasyonları destekleyen bir müşteri destek ekibimiz var. İş geliştirme ekibi, projeleri analiz ederek hangi uygulamanın doğru olacağı yönünde çalışmalar yaparak seçimleri ve kapasiteleri müşteriye iletiyorlar, daha sonrası ise satış operasyonuna kalıyor. Satış operasyonu da iş geliştirmeden gelen destekle sahada çalışıyorlar; alt yapısında da müşteriye anında hizmet verebilmek yatıyor, ki müşteriden gelen talepleri 24 saat içinde yanıtlama zorunluluğumuz var. Doğru uygulamaların yapılabilmesi için piyasaya yön vermekten gerçekten gurur duyuyoruz, bunun için gerekli her türlü alt yapıya sahibiz.

Satış gerçekleştikten sonra ise servis ekibimiz devreye giriyor. Servis ekibinin de yine dış servis firmalarıyla çalışarak 24 saat içerisinde müşterinin taleplerine cevap verme gibi bir hedefi var. Sözü geçen satışa yönelik çalışmalar dışında, piyasaya yön verme hedefiyle yeni teknolojileri anlattığımız seminerler düzenliyoruz, fabrika ziyaretleri düzenliyoruz, yurt dışındaki uygulamaları gösteriyoruz, bu şekilde de yurt dışındaki uygulamaları Türkiye’ye entegre etmeye çalışıyoruz.

  • Bundan sonraki süreçte sektörde ne gibi işlere imza atmayı hedefliyorsunuz?

Türkiye’de asıl geleceği bölgesel ısıtmada görüyorum çünkü doğalgaz alım anlaşmamız bildiğiniz üzere belli bir süre sonra bitecek ve doğalgazın bize çok ciddi bir külfet getirmesi ve ithalat rakamlarımızda çok ciddi bir maliyet yaratmasından ötürü enerji tasarrufunun ve yenilenebilir enerjinin önemi ön plana çıkacak. Aslında bununla ilgili adımlar şimdiden atılıyor. Bunu bir örnekle anlatmak gerekirse Danimarka’nın yüzde 65’i bölgesel ısıtmayla ısıtılıyor, sadece Kopenhag şehrinin yüzde 99’unda bölgesel ısıtmayla sıcak su temini sağlanıyor.

Bunu öz kaynaklarını kullanarak yapıyorlar, yani katı atık yakım tesislerini, daha açık konuşmak gerekirse çöplerini yakıyorlar ve oradan çıkan ısıyı kullanarak sıcak su borularıyla şehirde dolaştırarak binalara kadar getiriyorlar. Bizim termik santrallerimiz ve kömür santrallerimiz var, kömür santrallerinden elde edilen atık ısıyı kullanarak bunu yapabilirsiniz, ki biz bu projeyi Soma’da gerçekleştiriyoruz. Soma bizim için çok önemli bir projedir. Soma’daki termik santralden elde edilen enerjiyi şehir ısıtmasında kullanıyoruz. Bunu aynı zamanda katı atıkla ve jeotermal enerjide de yapabiliriz ki Türkiye’de örnekleri çok sayıda bulunmaktadır. O yüzden Türkiye’nin tasarruf anlamında geleceğinin bölgesel ısıtmada olduğunu düşünüyorum ve bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Isıtma sektöründe ise dijitalleşme çerçevesinde konutlar ve ticari binalar akıllı ısıtma sistemlerini daha fazla kullanacak.

  • Faaliyet gösterdiğiniz alanlarda dünden bugüne olan değişiklikleri nasıl değerlendirirsiniz?

HVAC sektöründe teknoloji anlamında yapılan uygulamalar bile on sene öncesine nazaran çok fark gösteriyor. Burada asıl önemli olan Türkiye’deki mühendislik sektörünün alt yapısı ve gerçekten çok önemli, yeniliğe açık ve bilgi düzeyi çok yüksek olan proje odaklı arkadaşlarımızın varlığı. Bu arkadaşlarımızın hepsi yeniliğe gerçekten o kadar çok açıklar ki bizi yeni teknolojik uygulamalar yapma konusunda çok motive ediyorlar. Onlarla beraber sektörün gerçekten çok başka bir noktaya geldiğine şahitlik ediyoruz ve bu gelişmelerin devam edeceğinden kişisel olarak kesinlikle şüphe etmiyorum.

  • Yerden ısıtma sistemlerinizden bahseder misiniz?

Elektrikli ve sulu ısıtma sistemleri olarak 2 çeşit uygulama sistemimiz var. Elektrikli iç mekân ısıtma ve dış mekân kar buz engelleme sistemleri ve sulu yerden ısıtma sistemlerinde toplam çözüm üreterek gerek ticari gerek domestik pazara hitap ediyoruz.

  • Referans proje olarak neleri söyleyebilirsiniz?

DEVI’nin aktif olduğu projelere Atatürk Olimpiyat Stadı ile Konya Stadı’nı örnek gösterebiliriz. Bölgesel ısıtmayla ilgili ise Soma projemizden söz edebiliriz. HVAC sektörüne yönelik çok sayıda referansımız var, birkaç örnek vermek gerekirse Zorlu Center, Trump Towers, Sea Pearl Ataköy, Adana Adliye projeleri önemlidir.

  • Hem bütçesel hem de büyüme hedefi olarak 2017 sizin için nasıl geçti?

2017 yılı için şu ana kadar istediğimiz oranda bir büyüme gerçekleştirdik. Aslında bu kadar zor ve rekabetçi bir sektörde bu büyüme oranlarını yakalamak kolay bir iş değil, sene sonuna kadar hedeflerimizi bir miktar aşıp var olanın üzerinde büyümeyle seneyi kapatmayı hedefliyoruz. Kişisel olarak da ben şuna inanıyorum,

bir tane inşaat sektörü var, proje sayısı belli ve bir firma büyümek istiyorsa mevcut iş kollarına ek olarak farklı uygulama alanları yaratmak zorundadır. Bu kapsamda biz, 5 sene önce yerden ısıtma pazarından çok az pay alırken, yerden ısıtma ekipmanları getirip paket olarak sistem çözümleri sunarak bu payımızı ciddi oranda artırdık. Bölgesel ısıtmada bina altı istasyonu Türkiye için yeni bir çözüm iken Soma projesini geliştirdik. 2008 yılında bina enerji performans yönetmeliği ile birlikte bir büyüme ivmesi yakaladık ve kalıcı büyüme içinse sektörde yeni uygulama alanları yaratmaya devam ederek hedeflerimize ulaşacağız.

  • Danfoss olarak katı atık yakımı ile bölgesel ısıtma yapma gibi bir hedefiniz var mı?

Bu soruyu iyi ki sordunuz… Geçen haftalarda Bolu Belediyesi’nden yetkililerle fizibilite çalışmaları biten, ÇED raporları alınmış bir katı atık yakım tesisinin yatırımı için Danimarka Konsolosluğu ile birlikte bir saha gezisine gittik. Açıkçası bunlar Türkiye için rüya değil, hatta Türkiye’de gerçekleşmek zorunda olan projeler. Yakın zamanda belediye başkanlarıyla bir Kopenhag ziyareti düzenleyip orda çalışan sistemleri daha yakında inceleme fırsatı edineceğiz.

Benzer İçerikler

Yorum Ekle