Ada Şehir: VENEDİK

Sular, gondollar, köprülre derken birden bire karşınıza çıkan San Marco Meydanı, Katedral, Kiliseler, Campanelli, Dükler Sarayı ve diğer muhteşem binalar Venedik’in bitmeyen güzellikleri olarak kendilerini gösterir.  

Venedik; Kuzey İtalya’nın doğusunda Adriyatik Denizi kıyılarında karaya 4 kilometre uzunluğunda kara ve demir yolu köprüsü ile bağlanan, yaklaşık 118 adacık üzerine kurulu bir ada şehirdir. Venedik’te adacıkları birbirinden ayıran 170 kanal ve birbirine bağlayan 400 köprü bulunur.
Venedik; tarih boyunca Avrupa’nın en önemli ticaret başkentlerinden biri olmuştur. Venedikliler, Türklerden ve Araplardan öğrendikleri sayı sistemi ile ticaret aritmetiğini en üst düzeye çıkarmışlar ve bu nedenle bütün Avrupalı tacirler bu aritmetiği öğrenebilmek için Venedik’te açılan birçok okula gelerek eğitim almışlardır. Venedik nüfusu o dönemlerde 300 bin civarındayken günümüzde 72 bine kadar düşmüş ve halen azalmaktadır. Yaşlı nüfusun yoğunlukta olduğu Venedik, artık anakarada bulunan Mestre adı verilen yeni şehre doğru kaymaktadır. Venedik’te yaşayanların yüzde 50’den fazlası geçimlerini turizmden sağlamaktadırlar. Bugüne kadarki rekor bir günde 150 bin turisttir. Bu kadar turistik olması ve her şeyin deniz yoluyla taşınması sonucu fiyatlar İtalya’nın geneline göre yüzde 10 daha pahalıdır.
15_153b12b52f2177

“Rüya gibi bir gezinti” Grand Kanal:

Grand Kanal, Venedik’e geldiğinizde öncelikli olarak görmeniz gereken, Venedik’in ana caddesidir. Venedik’in karaya bağlandığı noktadan kalkan Vaporetto’lardan birine bindiğinizde sizi, bu harika caddeden sürprizlerle dolu bir rüyaya taşıyacaktır. Evet, Grand Kanal’da suların üzerinde süzülürken aklınızdan sıkça geçecek bir sorudur, “acaba rüyada mıyım?” Vapurunuz ilerledikçe ne tarafa bakacağınızı şaşırırsınız; bu durumda en iyisi bir gidiş bir de dönüş turu yapmaktır ki hiçbir şeyi kaçırmayasınız. Öncelikle, Venedik’in kendine has ev mimarisi sizi gülümsetir. Hepsi birbirinden güzel renklere boyanmış suların içinde yüzyıllardır solmayan çiçekler gibidirler. Cam içlerinde yine rengarenk çiçekler sizi karşılar. Bir an duraksarsınız bu evlerin kapılarının suya açıldığını fark edince. Grand Kanal’dan turunuza devam ederken buraya açılan küçük kanalcıkları görürsünüz, bazıları sadece gondolların girebileceği genişliktedir. Yolun her iki yakasında, kimi baston şekerler gibi boyanmış kimi de ham kütük kazıklar görürsünüz ki bunlar teknelerin park yerleridir. Sular, gondollar, köprüler derken birden bire karşınıza çıkan San Marco Meydanı, katedral, kiliseler, Campanelli, Dükler Sarayı ve diğer ihtişamlı binalar Venedik’in bitmeyen güzellikleri olarak kendilerini gösterir.
“Cıvıl cıvıl bir alış veriş mekanı” Rialto Köprüsü:  
Venedik kentinin en renkli mekanlarından biridir Rialto Köprüsü. Yalnız iki yakayı birbirine bağlamakla kalmaz; aynı zamanda cıvıl cıvıl bir alış veriş mekanıdır. Rialto Köprüsü’nün üzerinde, girişinde ve çıkışında birbirinden güzel cam eşyalar, maskeler, kuklalar, ayakkabı-çanta ve meyve sebzeden tutunda şekerleme ve çöreklere kadar satın alabilecek her şeyi bulabilirsiniz. Bütün bu alışveriş keyfinin ötesinde Rialto Köprüsü’nün üzerinden Grand Kanal manzarası bir harikadır. Altınızdan geçen gondollar, vaporettolar; içinizi ısıtan güneş veya gecenin içinde ışıl ışıl akan sular, hele bir de binalardan yankılanan gür sesiyle aria söyleyen gondolcular; işte Venedik’te mutlu olmak bu kadar kolay.18_153b12b1fbb787

Benzer İçerikler

Yorum Ekle